KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/10312 E., 2012/16748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 595-245
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Davacı, 28.08.2006 tarihinde meydana gelen işkazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğradığı zararın tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hükme dayanak alınan kusur raporunda ; davaya konu işkazasında işverenin kusursuz olduğu, 3. kişi ya da kişilerin % 100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Davalı işverenin sorumluluğunun dayanağı 506 sayılı Kanunun kusursuz sorumluluk ilkesini içeren 10. maddesi olup, 27.08.2006 tarihinde işe alınan sigortalının işe giriş bildirgesinin 28.08.2006 tarihinde davalı Kuruma verilmiş olmasıyla bu maddede düzenlenen şartların oluştuğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğu hâlinde; aynı Kanunun 26. maddesine ilişkin davalardaki tazmin sorumluluğundaki gibi sosyal yardım zammıda dahil olmak üzere haksahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ile yapılan masraf ve ödemeler toplamının tazmin sorumlularının kusurlarının karşılığı miktarla sınırlanması kuralının kıyas yoluyla uygulanması gerektiği, ancak 10. maddenin öngördüğü sorumluluk hâlinin 26. maddeye oranla farklı ve daha ağır bir sorumluluk hâlini öngörmüş olması nedeniyle işverenin, 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddesi kapsamındaki sorumluluk sınırını oluşturan miktar belirlenirken,
işkazasında işverenin kabul edilmesi gereken % 100 oranında kusurundan, BK. 43, 44. maddeleri uyarınca sigortalının müterafik kusurunun % 50 sinden az olmayacak şekilde bir hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hesaplama yapılması, Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının gereğidir.
Ayrıca davanın Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen teselsül hükümleri doğrultusunda açıldığı hâllerde; birlikte sorumlu olanların müşterek kusurla hareket etmemiş olmaları nedeniyle, kusurlu üçüncü kişinin, 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesine uygun olarak, kusur sorumluluğu dahilinde belirlenen sosyal yardım zammıda dahil olmak üzere ilk peşin değer ile masraf ve ödeme toplamından sorumlu olacağı, münhasıran 10. maddeden kaynaklanan sorumluluğun ise işverene ait olacağı;
tüm kusurun üçüncü kişide olması veya olayın tümüyle kaçınılmazlık sonucu ortaya çıkması hâlinde dahi işverenin 10. madde uyarınca ve yukarıda belirlenen ilkeler doğrultusunda oluşan Kurum zararının takdir edilecek bir oranıyla sorumlu tutulması zorunluluğu göz önünde tutularak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/10312, K. 2012/16748, 1 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama