KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/10655 E., 2012/16106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2004/109-2011/95
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalıya ait 07 .. 0622 plakalı minibüs hattında 01.01.2001-01.09.2004 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile davalı işveren tarafından kuruma bildirilen sürelerin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulü ile davacının davalıya ait 07.. 0622 plakalı minibüste 01.11.2001 - 01.09.2004 döneminde hizmet akdine tabi şoför olarak ve asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. Maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Davaya konu somut olayda Mahkemece davacının iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacının çalışmasını sadece davalıya ait minibüse mi yoksa aynı hatta çalışan diğer minibüslere de hasredip hasretmediği, günlük çalışması bakımından tam gün süreli çalışıp çalışmadığı, beyanlara göre davacının minibüsün günlük veya haftalık getirisinden ne kadarını aldığı, başka bir deyişle davacının ücretini kimden ne şekilde aldığının belirlenmesi ve davalı ile ilişkisinin tam olarak belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve yeterli araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin davalı kurumdan getirtilmesi, talep konusu dönem içerisinde minibüsün arızalanması halinde servis kayıtları veya alınan yakıtlara ilişkin ödeme kayıtlarının olup olmadığının sorulması, dava konusu dönem içerisinde davacının çalıştığını iddia ettiği minibüsün trafik ceza kayıtlarının incelenmesinden davacı ile birlikte başka kişilerin de ceza aldıkları belirgin olmakla, bu kişilerin de mahkemece tanık olarak dinlenmesi,
buna göre davacının çalışmalarının niteliğinin net olarak belirlenmesi ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması;
2-) Kabule Göre de; Mahkemece verilen hükmün; davacının istemine ve temyiz eden kurum sıfatına göre kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı ve Kurum lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca red sebebinin ortak olduğu da gözetilerek vekâlet ücretine karar verilmesi ve davada kısmen kabule karar verildiğine göre 6100 Sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerinin paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yargılama giderlerinin tamamının davalılara yükletilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/10655, K. 2012/16106, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama