KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11266 E., 2012/19488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 2009/136-2011/38
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Dava, geri alım (istirdat) istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ... hakkındaki dava reddedilip, diğer davalı ... yönünden istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, davacı ... avukatı ile davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalının 11.10.2002 tarihinde yaşamını yitirmesine karşın, aylıklarının banka kartıyla çeşitli makinelerden çekildiğinin 2005 yılının Ekim ayında davacı Kurumca belirlendiği anlaşılmakta olup, 23.10.2002 – 21.10.2005 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların, sigortalının evlatlığı olan davalı ... ile anılan davalının boşandığı eşi konumundaki davalı ...’dan yasal faiziyle birlikte geri alınması istemine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda, aylıkların davalı ... tarafından çekildiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu tür davalarda temel bir ön kabul söz konusu olup, banka kartının hayatta iken sigortalının yanında bulunması, öldükten sonra da birlikte oturduğu yakınlarının eline geçmesi asıldır ve sigortalı ile birlikte oturan/oturanlar tarafından aylığın çekildiği olgusu karine olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla böyle bir durumda aylıkların kendilerince çekilmediğini kanıtlama yükü anılan kişiler üzerindedir ve bu kapsamda sigortalıya ait karta sahip olunmadığı, inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Sigortalı ile birlikte oturan kişi tarafından kartın bir başkasının elinde olduğu kanıtlanamamış ise, aylıkların kendisi tarafından çekildiği kabul edilmelidir.
Diğer taraftan sigortalı ile birlikte oturmayanlar yönünden kanıtlama yükü bu kez Kuruma aittir ve aylığın iddia edilen kişi/kişiler tarafından çekildiği olgusu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu/6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri gereğince ispatlanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, yalnızca mirasçılık sıfatına dayanılarak sonuca gidilemeyeceği açıktır.
İnceleme konusu dava yönünden. Kurum Kontrol Memurluğu’nca yapılan araştırma/soruşturmada, hayatta iken sigortalı ile beraber yaşayan davalıların 2006 yılında boşandıktan sonra fiilen birlikteliklerini sürdürdüklerinin, 12.12.2009 tarihi itibarıyla ...’nin, ...’nun annesi ile ...’deki evde beraber yaşadığının, sigortalının tüm işlemlerinin ... tarafından yürütüldüğünün belirlenmiş olması,
yargılama aşamasında ... vekilince, davalıların boşandıktan sonra bir süre fiilen birlikte kaldıklarının, anılan davalının 2008 yılına kadar Merzifon’da yaşadığının, ...’nun Keşan’da askerliği sona erdikten sonra sigortalıya ait banka kartının ... tarafından kırıldığının belirtilmiş olması,
mahkemece bilgi ve görgüsüne başvurulan, sigortalının eşi ile davalı ...’nin babası olan tanıkların anlatımları, aylıkların ..., Merzifon, Keşan ilçelerinden çekilmiş bulunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sigortalının, davalılarla beraber yaşadığının ve aylıkların her iki davalı tarafından birlikte çekildiğinin kanıtlandığı belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin davalı ... yönünden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekili ile davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11266, K. 2012/19488, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama