KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11386 E., 2012/16271 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 516-250
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde Aralık 1998-Ağustos 1999 ve 31.03.2001 - 01.10.2001 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığından Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava dosyasına konu somut olayda Mahkemenin, Aralık 1998-Ağustos 1999 dönemine ilişkin kabulü isabetli ise de; davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için talebe konu 31.03.2001 - 01.10.2001 tarihleri arasında geçen çalışma iddiasına ilişkin yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Dosya kapsamında bulunan işyeri kayıtlarına göre davalılardan işverenin Nisan-Eylül 2001 dönemi için işçi çalıştırmayacağından prim bildirgesi gönderemeyeceğini kuruma bildirmesi karşısında Mahkemece, davalı işletmenin hangi tarihten itibaren faal olduğu ve kaç kişinin çalıştırıldığı, hamam işletmesi işyeri olması göz önüne alınarak Emniyet, Belediye, Kaymakamlık tarafından denetleme yapılıp yapılmadığı,
elektrik ve su faturaları düzenlenip düzenlenmediği tespit edilip ilgili belgeler ve vergi kayıtları, muhtasar beyannameler celp edilerek anılan dönemde işyerinin faal olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, dava konusu dönemde davacı ile birlikte aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11386, K. 2012/16271, 25 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama