KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/11912 E., 2012/22535 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2008/554-2011/314
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ...tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava konusu, somut olay incelendiğinde; davacının, davalıya ait iş yerinde 10.11.2001 tarihinde çalışmaya başladığını, işe girişinin 23.01.2002 olarak bildirildiği, bu bildirimlerin işten çıkarıldığı 20.09.2008 tarihine kadar devam ettiği iddiasıyla davalı işveren tarafından, 10.11.2001-23.01.2002 tarihleri arasında, davalı Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmesini istediği görülmüştür.
Mahkemece, davacının, 23.01.2002 tarihinden önce davalı işyerinde çalıştığını gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, çalışmasına şahadet edecek tanık da temin edilemediğinden, ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davacının çalışmasının gerçekliği ile süresinin belirlenebilmesi amacıyla, ihtilaflı çalışma dönemine ait işveren nezdindeki bordrolar dâhil tüm belgeler getirtilerek denetime olanak verilmeli; varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının akıbeti araştırılarak dosya arasına getirtilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenilen tanık anlatımları ile işbu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanı karşılaştırılarak varsa çelişkiler giderilmeli;
bunun dışında davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince yeterince araştırılmalı; dosya arasına getirtilen ihtilaflı dönem bordrolarında kayıtlı kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama aşamasında dinlenen ve hükme esas alınan tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği ile davacıyla akrabalık ilişkisi nazara alınmalı, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/11912, K. 2012/22535, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama