KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/12133 E., 2012/20941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 285-226
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalının 18.08.2004 günü yaşamını yitirmesine karşın, aylıklarının banka kartıyla çeşitli makinelerden çekildiğinin 2007 yılının Şubat ayında davacı Kurumca belirlendiği anlaşılmakta olup, 18.08.2004 – Şubat/2007 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların, sigortalının çocukları olan yasal mirasçıları konumundaki davalılardan yasal faiziyle birlikte geri alınması amacıyla başlatılan icra takibine yönelik işbu itirazın iptali davasında, mahkemece yapılan yargılama sonunda, aylıkların davalılar tarafından çekildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Bu tür davalarda temel bir ön kabul söz konusu olup, banka kartının hayatta iken sigortalının yanında bulunması, öldükten sonra da birlikte oturduğu yakınlarının eline geçmesi asıldır ve sigortalı ile birlikte oturan/oturanlar tarafından aylığın çekildiği olgusu karine olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla böyle bir durumda aylıkların kendilerince çekilmediğini kanıtlama yükü anılan kişiler üzerindedir ve bu kapsamda sigortalıya ait karta sahip olunmadığı, inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Sigortalı ile birlikte oturan kişi tarafından kartın bir başkasının elinde olduğu kanıtlanamamış ise, aylıkların kendisi tarafından çekildiği kabul edilmelidir.
Diğer taraftan sigortalı ile birlikte oturmayanlar yönünden kanıtlama yükü bu kez Kuruma aittir ve aylığın iddia edilen kişi/kişiler tarafından çekildiği olgusu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu/6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri gereğince ispatlanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, yalnızca mirasçılık sıfatına dayanılarak sonuca gidilemeyeceği açıktır.
İnceleme konusu dava yönünden; 12.06.2003 tarihinde düzenlenen ve davalı ...’in imzasını içeren Konutta Kalanlara Ait Kimlik Bildirim Belgesi, yargılama aşamasında Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan araştırma sonunda hazırlanan 17.03.2011 ve 13.05.2011 tarihli tutanakların içerikleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sigortalının, oğlu olan davalı ... ... ile birlikte yaşadığı saptanmış olup, özellikle, anılan davalı vekilince yukarıda belirtilen karinenin aksi de kanıtlanamamıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, yöntemince inceleme yapılarak icra takibine konu aylıkların yasal faizine ilişkin denetim yerine getirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu istemin, anılan davalı yönünden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/12133, K. 2012/20941, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama