KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/12278 E., 2012/16501 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 26-545
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Dava, geç ödenene yaşlılık aylıklarının yasal faizinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava yaşlılık aylıklarının geç ödenmesinden doğan yasal faiz alacağının ödetilmesi istemine ilişkin olup,Mahkemece,bu istem,davacının gecikmiş yaşlılık aylığı ödemelerini alırken faize ilişkin hakkını saklı tutmadığından bahisle reddedilmiş ise de;asıl borç tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu madde 113/1 kapsamında alacaklı işlemiş temerrüt faizlerine ilişkin hakkını saklı tuttuğunu asıl borcun sona erme anına kadar beyan etmiş bulunuyorsa veya somut olayın şartları çevresinde böyle bir sonuca varılabiliyorsa asıl borç sona erdikten sonrada temerrüt faizlerinin talep edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının, 01.11.2000-01.09.2009 tarihleri arasındaki birikmiş yaşlılık aylıkları toplamının Kurumca gecikmiş olarak 18.09.2009 tarihinde ödenmesinden önce 17.07.2008 günlü dilekçe ile faize ilişkin haklarını saklı tuttuğunu Kuruma bildirmiş olması karşısında, artık asıl borcun ödenmesinde bu hususun bir kez daha belirtilmesine gerek bulunmadığından. Mahkemece, aksinin kabulü isabetsizdir.
Bu yönde; tahsis talebinin 506 Sayılı Kanununun 116. maddesinde yazılı üç aylık sürenin sona ermesinden önce reddedilmesi söz konusu olmadığından,üç aylık sürenin sona erdiği gün,faiz başlangıcı alınmak ve her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren toplu ödeme tarihine kadar olan dönem bakımından işlemiş yasal faizlerinin hesaplanması için yeniden bilirkişi raporu alınmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/12278, K. 2012/16501, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama