KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/12849 E., 2012/25980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 196-353
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Davacı, fazladan ödenen yaşlılık aylıkları nedeni ile Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacıya 18.11.2001 tarihli tahsis talebi üzerine 8510 gün primi ödenmiş sigortalılık süresi gözetilerek 506 sayılı Yasanın 60. maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlanmış, davacının talebi üzerine yapılan inceleme sonucu 2851 günlük sigortalılığın davacıya ait olmadığının belirlenmesi üzerine, bu sürelerin dışlanması sonucu belirlenen aylıklar ile ödenen aylıklar arasındaki fark Kurumca davacıya borç kaydedilmiş ve Kurumun bu işlemin iptali için eldeki dava açılmıştır.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili"ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür.
5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, Borçlar Kanununun 63. maddesine göre sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmadığından, iadenin kapsamını belirlerken, Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulama olanağı bulunmayıp, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Hal böyle olunca, davacıya fazladan bağlanan yaşlılık aylığının Kurumun hatalı işlemine dayandığının anlaşılması karşısında.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesinin, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler, … b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz,
(Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. …” hükmünü çerçevesinde, davacının iade ile yükümlü olduğu aylıkların tutarı belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/12849, K. 2012/25980, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama