KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13102 E., 2012/22669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 775-456
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Dava, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve bu nedenle Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalıya, 2925 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı esas alınarak, 01.02.1999 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı, 07.06.2006 ile 21.04.2009 tarihleri arasında 4 ayrı işyerinden yapılan 506 sayılı Yasa kapsamında kısmi çalışma bildirimleri nedeniyle kesilerek, 05.11.2006 tarihinden 24.07.2009 tarihine kadar ödenen aylıklar borç çıkarılmış olup, Kurum işleminin iptali için açılan dava sonunda Mahkemece, davacının çalışmalarından sosyal güvenlik destek priminin kesilmesinin mümkün bulunmasına göre aylıktan kesme işleminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
2925 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin 5754 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesindeki halinde; 2925 sayılı Kanunda aksine hüküm bulunmaması şartıyla, 506 sayılı Kanun hükümlerinden hangilerinin uygulanacağı tek tek sayılmış olup, maddede sayılanlar arasında 506 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesi bulunmadığından, söz konusu maddenin sosyal güvenlik destekleme primi kesilmesine ilişkin “C” bendinin ve yine aynı kanunun 63/B maddesinin, 2925 sayılı Kanuna ilişkin davaya konu uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Nitekim anılan Kanunun 23’üncü maddesi gereğince; “yaşlılık aylığı almakta iken sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi bir işte sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Ancak, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunun 76. maddesi ile, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun 39 uncu maddesinin (a) bendi değiştirilerek, sosyal güvenlik destek primine ilişkin olan 506 sayılı Yasa'nın 63. maddesinin de 2925 sayılı Yasa ile ilgili uyuşmazlıklarda uygulanacağı öngörülmekle, 08.05.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından, 2925 sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığı bağlananların 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaları halinde sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılarak aylıkları kesilmeksizin çalışmaları imkanı getirilmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, davacının bu dönem içindeki çalışmasının 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi kapsamında olup olmadığı da irdelenerek, şayet çalışmaların 5335 sayılı Yasanın 30. maddesi kapsamında aylığı kesmeyi gerektirmediği sonucuna varılacak olursa, 08.05.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi mümkün bulunmakla birlikte, bu tarihten önceki dönem bakımından aylıktan kesme nedeni olduğu gözetilmelidir.
Öte yandan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 08.05.2008 tarihinden önceki dönem bakımından davacının çalışmaları kısmi olduğundan, 2925 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesindeki; sigortalı olanlardan, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlamaları nedeniyle prim veya kesenek kesilmeye başladığı tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği ve bu durumda olanların sigortalılıkları sona erip de sosyal güvenlik kuruluşları ile ilgilerinin kesilmesi nedeniyle prim veya kesenek ödenmesine son verilenlerin sigortalılıklarının,
prim veya kesenek ödenmesine son verildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren kendiliğinden başlayacağına ilişkin hüküm geriğince kesilen aylığa kesmeye neden olan sigortalı çalışmanın sona erdiği tarihi takip eden dönem başından itibaren yeniden hak kazanılacağı gözetilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13102, K. 2012/22669, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama