KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/13124 E., 2012/23818 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 752-295
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Dava, sosyal güvenlik destekleme primi yükümlüsü olamayacağının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali ve tahsil edilen primlerin istirdadı istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağını 5510 sayılı Kanunun Geçici 14’üncü maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 1479 sayılı Kanunun Ek 20’nci maddesi oluşturmaktadır.
Anılan maddedeki; “...Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24’üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dâhil, bu Kanunun 50’nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10’u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler...
Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar.
Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53’üncü maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir.
Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen primler 39’uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle ilgili olarak 24.05.1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz...” düzenlemesine yer verilmiştir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun da anılan madde içerisinde tanımlanan “diğer sosyal güvenlik kanunları” tanımı içerisinde kaldığı tartışmasızdır.
Somut olayda; 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı alan davacının, 18.11.1999 – 05.01.2009 tarihleri arasında İzmir Milli Piyango ve Şans Oyunları Odası ve Esnaf ve Sanatlar Sicil Memurluğu kaydına istinaden 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olduğundan bahisle, davalı Kurum tarafından 01.09.2003 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primi yükümlüsü kabul edilip 6.716,76 TL. prim tahakkuk ettirildiği, 31.01.2009 tarihine kadar emekli aylıklarından 368,10 TL. kesinti yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, sosyal güvenlik destekleme primi yükümlüsü olamayacağının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali ve tahsil edilen primlerden şimdilik 500,00 TL. nin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; celbedilen Milli Piyango Bayi Satış Bilgilerinden davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının olmadığı sonucuna varılmış, bilet satış bilgilerinin bilgisayar arızası nedeniyle gönderilemediği bildirilen 01.09.2003 – 31.12.2003 tarihleri arasındaki dönemde davacı ... destek primi yükümlüsü kabul edilerek tahsil edilen tutarın, davacının mevcut prim borcundan daha az olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; davacının 15.02.2004 tarihinden itibaren emekli aylığı almaya başladığı anlaşıldığından, gerekçeye konu 01.09.2003 – 31.12.2003 tarihleri arasında sosyal güvenlik destek primine tabi olması mümkün olmadığından, kendisinden tahsil edilen prim miktarı tespit edilerek taleple sınırlı olmak üzere tahsil edilen miktarın istirdadına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13124, K. 2012/23818, 30 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama