KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/14449 E., 2012/25642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1000-401
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacı Kurum’un ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıcı (temerrüt) tarihinin hiç bir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerekir. İlgililerce gerekli belgeler eklenerek 2918 sayılı Kanunun 98 ve 99. maddelerinde öngörüldüğü üzere, yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulmasına karşın sekiz iş günü içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde anılan sürenin sonunda temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin ve faiz başlangıcının da bu süre sonuna karşılık gelen tarih olduğunun kabulü gerekmektedir. Hiç başvurulmaması veya gerekli belgeler eklenmeksizin başvurulması durumunda ise sigorta şirketinin temerrüdünden söz edilemeyeceğinden, şirkete karşı girişilen icra takip tarihinin, veya takibe girişilmeden dava açılmışsa dava tarihinin faiz başlangıcı olarak kabulü zorunludur.
Somut olayda, dava konusu giderlere ilişkin olarak, davalı sigorta şirketine yapılmış bir başvurunun olmadığı anlaşılmakla; davalı Sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıcının 04.12.2009 dava tarihi olarak alınması gerekirken; dava dilekçesinin tebliğine ilave edilen süre gözetilerek 29.12.2009 tarihi olarak alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/14449, K. 2012/25642, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama