KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/14454 E., 2012/25650 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 136-288
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Davacı kurum, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalaya bağlanan gelir ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarını 506 sayılı Yasanın 10.ve 26.maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... hariç, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 01.12.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalaya bağlanan gelir ile yapılan ödemelerin, davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9.,10.ve 26. maddeleridir.
Mahkemece, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasanın 9.ve10.maddeleri kapsamında bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın; ayrıca, usulünce bir kusur incelemesi de yaptırmaksızın , kesinleşen ceza dosyası içeriği dikkate alınarak, %50 davalılar kusuru üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
a)506 sayılı Yasanın 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı kanunun 2.maddesi ile değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9. ve 10.maddeleri hükmüne göre,davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu için işe giriş bildirgesinin sigortalının işe başlatılmasından önce verilmiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir. Aynı yasanın 9.maddesi hükmüne göre,inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün,Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde ise, en geç bir ay içerisinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olması gerekir.
Davanın yasal dayanaklarından olan ve kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 506 sayılı Yasanın 9.ve 10.maddesine ilişkin olarak,bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi hatalı olup; inceleme konusu davada, 506 sayılı Yasanın 9.ve 10.maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı; sigortalının özlük dosyası (hizmet cetveli ile birlikte) celbedilip dosyadaki mevcut delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle,somut olayda 4447 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 9.ve 10.madde koşullarının varlığı araştırılıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
b)Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasanın 26.maddesine göre, usul ekonomisi gözetilerek bir kusur incelemesi yapılmaksızın, davalı gerçek kişilere karşı açılıp mahkumiyetle kesinleşen ceza dosyası içeriği dikkate alınarak, davalılar toplamda %50 kusurlu bulunmuş ise de; mahkumiyete esas kusur raporunda, cezaların şahsiliği ilkesinden hareketle, davalı işveren Şirket yönünden bir kusur incelemesi ve değerlendirmesi yapılmamış olduğu gibi, kusur raporlarını düzenleyen bilirkişiler, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman olmadıkları anlaşılmaktadır.
Şu halde, zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği iş kolunda uzman oldukları belirlenen işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman kişilerden, olayın oluşuna ve mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenletilecek kusur raporu alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, hükmü temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/14454, K. 2012/25650, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama