KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/1688 E., 2012/12016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 730-735
Karar Metni
270 kelime·1 dk okuma
Dava, fazla bildirilen sürelerin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 2007 yılında davalı Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi’ne ait Polatlı Şeker Bölge Şefliği’nde 112 gün çalıştığı halde, işveren tarafından 120 gün bildirim yapıldığından bahisle fazla bildirilen sürelerin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 2007 yılı Aralık ayındaki 3 günlük bildiriminin iptaline karar verilmiştir.
Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36’ncı maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. Dava açanın, her şeyden önce davanın açıldığı tarih itibariyle davada hukuki yararı, “menfaati” bulunmalıdır. Hakkın ileri sürülmesi için kişinin hakkına tecavüz olunması veya bir uyuşmazlığın çıkması gerekir. Bunlar yok iken herhangi bir kimse aleyhine dava açılması mümkün değildir.
Bu çerçevede, davacının üyesi olduğu Şeker-İş Sendikası ile davalı işveren arasındaki Toplu İş Sözleşmesi’nin 5’inci maddesindeki işçilerin “...bir önceki dönemdeki müktesep haklarının korunacağı ve müktesep haklardan kastın 120 günlük çalışma olduğu” düzenlemesi uyarınca, davacının çalışmasının 120 gün üzerinden bildirilmesi yerinde olup, bildirilen sürelerin iptaline ilişkin eldeki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı belirgin olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/1688, K. 2012/12016, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama