İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2011/22 K.2013/10133

Dava, davacının davalıya 01.04.2001-01.02.2007 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne…

Esas2011/22Karar2013/10133Tarih13 Mayıs 2013Okuma5 dk · 1.016 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2011/22 E., 2013/10133 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Mayıs 2013
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.016 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Dava, davacının davalıya 01.04.2001-01.02.2007 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davalıya maluliyeti nedeni ile 03.02.1978 tarihinde vefat eden babasının sigortalılığından dolayı 10.10.1999 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi ölüm aylığı bağlandığı, 1994’te 405 gün 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı, 01.11.1998-28.02.2001 tarihleri arasında 840 gün aynı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalılığı ile (ölüm aylığı aldığı dönemde çakışan sigortalılık isteğe bağlı ve 501 gün) askerlik borçlanması dahil 1785 gün sigortalılık süresi üzerinden davalıya 01.04.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasaya tabi olarak malullük aylığı bağlandığı,

Kurumca malullük aylığı aldığı için ölüm aylığını iptal ederek 01.04.2001-01.02.2007 tarihleri arasındaki aylıklar borç kaydedilerek, tahsili için yapılan icra takibine süresinde yapılan itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 45 ve 46. maddeleridir. Davalıya ölüm aylığı bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan anılan Yasanın 45. maddesinde “… Ölen sigortalının 42 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 44 üncü madde gereğince tespit edilecek toptan ödeme miktarının, … c) 18 yaşını (veya ortaöğetim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşlar ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocukların her birine %25’i, … Aylık veya toptan ödeme

şeklinde verilir. …” hükmünü içermekte olup, anılan madde hükmünde, malul çocuklara ölüm aylığı bağlanması için yaş, başka bir geliri olmama ve benzeri herhangi bir koşul aranmaksızın, çalışamayacak durumda malul bulunma hali aylık bağlanması için yeterli görülmüştür. Anılan maddede, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasanın 23. maddesi ile yapılan değişiklikte de, yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklara ölüm aylığı bağlanacağı belirtilerek, önceki düzenlemeye paralel bir yaklaşımla, ek bir şart öngörülmemiştir.

Anılan Yasada aylık kesme sebeplerini düzenleyen 46. maddenin gerek ilk halinde, gerekse 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasanın 24. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası halinde ise, aylığın kesilme sebepleri sınırlı olarak sayılarak, “çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” hali kesme sebebi olarak öngörülmemiştir.

Hal böyle olunca, davalının ölüm aylığı aldığı ihtilaf konusu dönemde, aylığın bağlanmasına engel bir durum bulunmadığı gibi, aylığın kesilmesini sağlayacak yasal bir düzenleme de olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.05.2013 gününde, Üye ...’ın muhalefetine karşı; Başkan ..., Üyeler; ..., ... ve ...’in oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

-KARŞI OY-

Sosyal güvenlik evrensel bir ihtiyaçtır ve temel insan hakkı olarak görülmektedir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmelerin yasanın lafzına sıkı sıkıya bağlı değil, yasanın koruma amacına da bakılarak yapılması gerekir.

Durumları 1479 sayılı Kanun kapsamına giren sigortalıların ölümleri halinde geride bıraktıkları hak sahiplerine sağlanan en önemli sosyal sigorta yardımı “aylık” bağlanmasıdır.

Mevzuata bakıldığında malullük halinin iki türde derecelendirildiği görülür: Çalışamayacak durumda malul olmak (1479 sayılı Kanun m. 45; 506 sayılı Kanun m. 68 vd); çalışabilecek durumda malul olmak (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi kapsamına çıkarılan “Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit Ve Malul Olanların Yakınlarının Ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında İstihdamı Hakkında Yönetmelik”). Yapılacak değerlendirmenin bu fark gözetilerek yapılması yarar sağlayacaktır.

1479 sayılı Kanuna göre “malullük aylığı” alabilmek için aranan “malullük” çalışma gücünün üçte ikisinin yitirilmesi halidir.

Ne var ki, hak sahibi çocuğun ölüm aylığı alabilmesi için aranan “malullük” ise “çalışamayacak durumda malul” olma halidir.

Yasa koyucu bu ayrımı ortaya koyarken, bir başkasından dolayı sosyal güvenlik hakkına erişebilmek için, çalışma gücünün üçte ikisinin yitirilmesinin yanında, malullüğün çalışma engeli oluşturmasını da aramıştır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca, hak sahibi çocuk, şayet “çalışamayacak durumda malul” ise ölüm aylığı alma hakkından yararlanır. Malullüğün en önemli unsurunun belli bir düzeyde sakatlık olduğu görülür. Burada ifade edilen sakatlık hali, hastalık halini de ifade eden geniş bir kavramdır. Çalışamayacak durumda malul olmak, bedensel gücünde yaşadığı olumsuzluğun, gelir elde etme yeteneğini ortadan kaldırması olarak düşünülmelidir.

Bu nedenledir ki, anılan yasal dayanakta, hak sahibi çocuğun “çalışmaması”, “gelir ve aylık elde etmemesi” gibi ifadelere ayrıca yer verilmemiştir.

Bu durumda, maddenin aradığı yaş (18-20-25), öğrencilik niteliği, bekar olma koşulları aranmaz. Önemli olan, hak sahibi olan çocuğun gelir elde edebilmek için çalışma yeteneğinin ya da başka bir gelir kaynağının bulunmamasıdır.

Bir karşılaştırma yapabilmek için, aynı durumda olan bir SSK sigortalısının hak sahibi çocuğuna ölüm aylığı bağlanabilmesinin koşullarını belirten 506 sayılı Kanunun 68. maddesine bakmakta yarar bulunmaktadır:

506 sayılı Kanunun 68. maddesinin C/a bendinde, “Çocuklardan: … çalışamayacak durumda malul bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan …” ifadesine yer verildiği görülmektedir.

Yasa koyucunun, Bağ-Kur sigortalısının hak sahibi konumunda olan çocuğuna daha ayrıcalıklı bir konum sağlamayı amaçladığını düşünmek isabetli bir değerlendirme olmayacaktır.

Şu an yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanununun 34. maddesinde de koşullar; “ … bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; … Kurum Sağlık Kurulu Kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların …” ölüm aylığına hak kazanacağı hüküm altına alınmıştır.

Sayın çoğunluğun, Bağ-Kur sigortalısının hak sahibi çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “malul” olma dışında başka bir koşulun aranmayacağı yönündeki değerlendirmesinin varacağı sonuç; hastalığın da maluliyet sonucu yaratacağı gerçeği karşısında, ileriki yaşlarda, elde etiği gelir ve aylıklar ne olursa olsun, tüm Bağ-Kur sigortalılarının hak sahibi çocuklarına ölüm aylığı bağlanması gereğidir.

Bu yönde yapılan değerlendirmenin ise sosyal güvenlik ile sağlanmaya çalışılan, ekonomik ve sosyal olarak asgari bir geçim seviyesi elde etme amacının çok ötesinde, bireyin zenginleşmesi adına, sosyal güvenliğin diğer alanlarında kullanılacak kaynağının tüketilmesi sonucunu doğuracak, bu durum ise sosyal güvenliğe bir katkı sağlamayacaktır.

Davacının, (bir bölümü kendi çalışmalarına ve askerlik borçlanmasına dayalı bulunan) sigortalılığı nedeniyle 506 sayılı Kanun uyarınca da malullük aylığı aldığı görülmektedir. Hak sahiplerine bağlanan aylığın, koşulların yitirilmesi halinde kesilmesi Yasaya uygun olacaktır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/22, K. 2013/10133, 13 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. (M)
  4. -karşı Oy-
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/22
Karar No
2013/10133
Tarih
13 Mayıs 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/27 K.2013/3994
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/40 K.2013/15873
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/41 K.2013/15874
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/45 K.2013/3606
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/49 K.2013/15875
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/61 K.2013/10368

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.