KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3278 E., 2012/7999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 490-850
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 9-10 ve 26. maddeleri gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda; davalılardan ..., kendisine ait dükkan işyerinin üzerindeki birinci katın, kaba inşaatının yapımını, diğer davalı ... ...’ya vermiş olup, sigortalı ... ...’nın işçisi olarak çalışırken, duvar örme işi yaptığı sırada, ayağının merdivenden kayması sonucu düşerek yaralanmıştır. Davacı Kurum’da bu olayda yaralanan sigortalıya bağlanan gelirler ile, yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 9-10-29 ve 87. maddeleri gereğince davalılardan tahsili istemi ile dava açmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan kusur raporunda, davalılardan ... asıl işveren, diğer davalı ... ... taşeron sıfatı ile kusurlu bulunarak, toplam %80 kusur oranı üzerinden, sigortalının süresi içinde bildirimi yapılmadığı içinde, 506 sayılı Yasanın 10. Maddesi gereğince toplamda, %90 kusurlu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi kapsamında alt işverenin varlığının kabulü için; asıl işverene ait işin belirli bir bölümü ya da işyeri eklentisinde bir işin üstlenilmesi, asıl işverenden alınan bu iş için kendi adına işçi çalıştırılması, asıl işverenin de asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde sigortalı çalıştırıyor olması nedeniyle işveren sıfatına sahip olmasına ilişkin yasal koşulların birlikte gerçekleşmiş bulunması gerekmektedir.
Bu şartlar altında davalılardan ...’un, asıl işveren sıfatının bulunmadığı, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde 506 sayılı Yasanın 26/2. fıkrası gereğince sorumluluğunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir.
506 sayılı Kanunun 26/2 maddesinde, 3. kişinin rücu alacağından sorumluluğu ancak kasdı veya kusurunun varlığı halinde mümkündür. Bir başka ifade ile 3. kişi sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumludur.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; zararladırıcı sigorta olayının meydana geldiği iş kolunda, uzman bilirkişilerden, davalıların, olayın meydana gelmesine etken, ihlal edilen mevzuat hükümleri belirlenerek, zararlı sonuçların önlenmesi için davalılardan ...’un, 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesi anlamında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı da irdelenerek, davalıların kusur oranları belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3278, K. 2012/7999, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama