KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3487 E., 2012/7826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 254-1156
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Dava; zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi gereğince davalıdan rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Dava dışı işveren Tedaş Erzurum Müessese Müdürlüğü’nde sürücü olarak çalışan davalı ile elektrikçi olarak istihdam edilen sigortalının 27.11.2002 günü aynı araçla birlikte göreve gittikleri sırada, davalının, kullandığı kamyonla seyir halindeyken virajı alamayarak direksiyon hakimiyetini yitirip şarampole yuvarlanmasıyla tek taraflı iş kazasının gerçekleştiği, anılan kazaya bağlı olarak geçici ve sonrasında %16 oranında sürekli iş göremezlik durumuna girdiği ileri sürülen sigortalıya davacı Kurum tarafından geçici iş göremezlik ödeneği verilip peşin sermaye değerli gelir bağlandığı,
sürekli iş göremezlik derecesinin ilerleyen süreçte %8’e düşmesiyle gelirinin kesildiği, mahkemece yapılan yargılamada düzenlenen iki farklı raporda kazanın gerçekleşmesinde davalının %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, anılan raporlara dayanılarak sigortalıya ödenen fiili ödeme tutarının tümü hüküm altına alınıp, geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin istem, sigortalının kaza sonrasında çalıştığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin ilk fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışı sonucu olmuşsa, sigortalı/hak sahipleri için yapılan harcamalardan doğan zararın Kurumca işverene ödettirileceği, işçi ve işveren sorumluluğunun saptanmasında kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağı bildirilmiştir.
Her ne kadar anılan madde “İşverenin sorumluluğu” başlığını taşımakta ise de, maddenin ikinci fıkrasında, iş kazası veya meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden meydana gelmişse, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla birlikte zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edileceği hüküm altına alınarak üçüncü kişilerin de sorumluluk durum ve koşulları belirlenmiştir.
İnceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle belirtilmelidir ki, tüm dosya içeriğine göre, belirtilen tarihte trafik kazasının gerçekleştiği, anılan kazanın iş kazası niteliğinde olduğu belirgindir.
Ancak, sigortalının kaza sonrasında çalışmasını sürdürdüğü ve geçici ile sürekli iş göremezlik durumlarının kazadan kaynaklanmadığı yönündeki davalı vekilinin itirazları kapsamında yöntemince araştırma yapılmalı, bu anlamda nedensellik bağının var olup olmadığı ortaya konulmalı, kaza sonrasında düzenlenen tüm tıbbi bilgi ve belgelerden yararlanılmalı, ayrıca kazanın gerçekleştiği 27.11.2002 gününden sürekli iş göremezlik durumuna girildiği 27.02.2003 tarihine kadar geçici iş göremezliğe bağlı olarak sigortalıya ödenen ödenekler bakımından,
anılan dönemde kendisinin çalışıp çalışmadığı ve işverence çalışmaya dayalı ücret ödemesi yapılıp yapılmadığı üzerinde durularak bu ödenek istemi konusunda değerlendirme yapılmalı, tüm kanıtlar irdelendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3487, K. 2012/7826, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama