KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3761 E., 2012/9473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 208-1171
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemeden oluşan Kurum zararının ilk davadan bakiyesinin rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı .... vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26’ncı maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının,
yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu bağlamda kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamaktadır.
İnceleme konusu dava yönünden; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgulara göre, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin açıklanan ilkeler doğrultusunda %20’lik bölümünün kesinleşen ilk rücu davasında hüküm altına alınması karşısında, işbu davada kalan %60 kusur farkını oluşturan miktara hükmedilmesi gerekirken, davacı Kurum tarafından talep edilen miktara kusur oranı uygulanarak alacak miktarının eksik hesaplanması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3761, K. 2012/9473, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama