KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/4261 E., 2012/10162 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 260-12
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan “Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlara” kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, aynı Kanunun 24/1-a ve 25’inci maddelerinde Bağ-Kur sigortalılığının, gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünü getirirken; 26’ncı madde ile de, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, ayrıca, bu kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda, Kurum tarafından re’sen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır.
Zaman zaman yapılan düzenlemelerle Bağ-Kur sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılması zorunlu kılınmış, bu kapsamda hükümler içeren 1479 sayılı Kanunun ek geçici 13’üncü maddesi, bilahare Anayasa Mahkemesince tüm maddeleriyle iptal edilen 619 sayılı KHK, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile eklenen 1479 sayılı Kanunun geçici 18’inci maddesi ile tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, kanunda tanınan süreler içinde, daha öncesine ait vergi kaydı bulunanların borçlanma hakkının kullanılabilmesi öngörülmüştür. Söz konusu borçlanma hakkını kullanmayanların ise sonrasında geriye yönelik hizmet tespiti suretiyle sigortalılık kazanmasına yasal olanak tanınmamıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 8’inci maddesinin getirdiği benzer bir düzenleme ile; hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden başlayacaktır. Ancak 04.10.2000 – 01.10.2008 tarihleri arasında vergi mükellefiyet süreleri bulunanlar, 01.10.2008 tarihinden itibaren 6 ay içinde (31.03.2009 tarihine kadar) talepte bulunmaları halinde, vergi mükellefiyet sürelerini borçlanmaları mümkündür.
Somut olayda; davacının, 10.01.1982 – 31.12.1986 tarihleri arasında vergi kaydı ve 12.05.1981 tarihinden başlayan Pazarcılar Odası kaydı bulunduğu bildirilmiştir. Davacı işbu dava ile vergi ve oda kaydına istinaden 12.05.1981 – 31.12.1986 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı Kurum cevap dilekçesinde davacının daha önce 1479 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir kayıt ve tescili bulunmadığını belirtmiş olup, bu husus davalı Kurumun ilgili biriminden yeniden sorulup, eğer kaydı olmadığı bildirilirse bu defa talebe konu dönem nazara alınarak 1479 sayılı Kanunun geçici 18 maddesi kapsamında Kuruma yapılmış herhangi yazılı bir başvurusunun bulunup bulunmadığı (en geç 05.02.2004 tarihine kadar) araştırılmalı, yazılı başvurunun varlığı halinde, bunun 20.04.1982 – 31.12.1986 tarihleri arasındaki süreyi borçlanmasını sağlayabileceği,
başvurusunun bulunmaması halinde ise davacının davaya konu sürede sigortalılığına karar verilemeyeceği nazara alınmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/4261, K. 2012/10162, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama