KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4263 E., 2012/10901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2010 tarih ve 2007/202-2010/494 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin denetimi sonucunda şirketin 1999, 2000, 2001, 2002 yıllarına ilişkin genel kurullarında şirket sermayesinin % 67'sine sahip büyük ortak ...'ye ait olan hisse senetlerinin sahipliğinin başka kişiler tarafından kendilerine aitmiş gibi gösterilerek yetkisiz olarak genel kurulda oy kullanıldığının tespit edildiğini, adı geçene ait şirket sermayesinin % 32'sine tekabül eden hisse senetlerinin hisse senedi rehin sözleşmesi uyarınca bankalarda rehinli olarak tutulmasının gerektiğini,
TTK'nun 373 ve 360. maddelerine göre pay sahibi olanların oy hakkına sahip olduğu ve şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurul toplantılarında kullanacakları şeklindeki emredici kurallara göre pay sahibi olmayanların büyük ortak sıfatıyla oy kullandığı genel kurulların yok hükmünde olduğu sonucunun çıktığını, şirketin anılan dönemlere ilişkin gerçek ortakları tarafından genel kurul yapabilmesini teminen şirket genel kurullarının toplantıya davet edilmesi amacıyla şirket yönetim kurulu ve denetim kurulunun uyarılmalarına,
uyarının gereğinin yapılmaması halinde şirket için SPK'nun 46/c maddesi hükmü uyarınca Kurul tarafından genel kurulların yok hükmünde olduğuna dair tespit davası açılmasına karar verildiğini, 1999, 2000, 2001, 2002 yıllarına ilişkin genel kurulların yeniden yapılması maksadıyla toplanan 29.12.2005 tarihli genel kurulda ...'ye ait olan hisse senetleri ile ilgili olarak yeniden aynı şekilde oy kullandırıldığını, şekil ve usul açısından emredici hükümlere aykırılığın yokluk sonucunu doğurduğunu ileri sürerek, 29.12.2005 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'nin 08.09.1998 tarihli borç tasfiye sözleşmesi ile sadece 221.000 TL değerindeki hisselerini alacaklı bankalara teminat olarak rehnettiğini ve rehin sözleşmesi imzalayarak teslim ettiğini, ayrıca sermaye artırımı sonucunda alacağı yeni hisseleri de rehnedeceği taahhüdünde bulunmuş ise de, bu hisseleri bankalara rehnetmeyip üçüncü kişilere devir ve ciro ederek sattığını, genel kurula katılan ortakların da bu hisseleri piyasadan ve ...'den alan üçüncü kişiler olduğunu, yeni hisselerin borç tasfiye anlaşması gereği alacaklılara teslim edilmemiş olduğundan alacaklı bankaların bu hisseler
üzerinde rehin hakkı doğmadığını, hamiline yazılı hisse senetlerinde hak sahipliği hisse senetlerinin ibrazıyla ispatlanmakta olup, müvekkili şirketin tüm ortaklarının genel kurullarda bu hisseleri ibrazla genel kurula katıldıklarını ve oy kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, anonim şirketlerde genel kurulun toplantı nisabı hesaplanırken pay sahiplerinin sayısının değil, temsil ettikleri sermayenin miktarının dikkate alınacağı, dava konusu toplantıya katılan ortakların hisse senetlerinin şirket sermayesinin % 67,53'ünü oluşturduğu, bir kısmının rehinli olduğu, 29.12.2005 tarihinde yapılan şirket genel kuruluna katılan ortaklar tarafından kullanıldığı iddia edilen ...'ye ait hisse miktarının ise 190.578 olduğu,
hamiline yazılı bu hisselerin değerinin ise 200 TL'nın altında kaldığı ve bu şekilde bu hususun toplantı geçerliliğine ve toplantı ile karar yeter sayılarına etkisinin olmadığı, anonim şirketlerde hisse senetlerinin hamiline yazılı olup teslim ile devirlerinin mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4263, K. 2012/10901, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama