KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/4487 E., 2012/9260 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1093-1126
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalıların vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
Mahkemece, anılan maddenin “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonucu oluşan hukuki durum dikkate alınarak karar verilmiş ise de, Kurumun rücu alacağı, gelirin ve sosyal yardım zammının ilk peşin sermaye değerini oluşturan 26.182,50 TL.’nin, anılan Yasa’nın 26. maddesine göre, davalıların %30 kusuruna isabet eden 7854,75 TL. ile sınırlı olup, bu tutarın hüküm altına alınması gerekirken,
hatalı değerlendirme sonucu, kanun ve katsayı değişiklikleri sonucu gelirde meydana gelen artışlar dahil belirlenen gelirin peşin sermaye değerinin nazara alınarak hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/4487, K. 2012/9260, 21 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama