KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5268 E., 2012/9192 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 575-141
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Dava, davacının yurtdışında çalışmaya başladığı ve 18 yaşını ikmal ettiği 14.09.1983 tarihinin sigortalılık başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere davalı Kuruma 23 Aralık 2009 tarihinde başvurarak Almanya'da 15.09.1983-20.06.2003 tarihleri arasında geçen 7136 günlük hizmetinden 5200 günlük hizmetini borçlandığı, borçlanma bedelinin 20.04.2010 tarihinde ödendiği belirgindir. Ülke içinde ise ilk kez davacının 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında 01.10.2009-30.10.2009 12.09.1994 tarihleri arasında sigortalı çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Kanunun, süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı başlıklı 5. maddesinde, Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılacağı; sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihinin, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceği düzenlenmiş olup, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 79.maddesi ile eklenen son fıkra ile de sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin,
ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmayacağı vurgulanmıştır. Mahkeme de anılan düzenleme gerekçesi ile davayı reddetmiş ise de.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2001 tarihli, 2001/232 Esas ve 2001/272 sayılı kararı ile sonrasında Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarında belirtildiği üzere, borçlanılan sürenin ilişkin olduğu çalışmaları Almanya'da geçen davacı hakkında, Anayasanın 90/son maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında bağıtlanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin "Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir." şeklindeki 29/4. maddesinin,
5510 sayılı Kanunun 38/1-son cümlesinde yer alan “Uluslar arası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.” Hükmü uyarınca bir atifet yasası olan 3201 sayılı Borçlanma Yasasının 5/son maddesi karşısında uygulamada önceliğinin bulunduğu, başka bir deyişle, anılan çalışmaları Almanya'da geçen ve Türkiye'de sigortalı çalışması daha sonra başlayan davacıya, sözleşmenin diğer hükümleri uygulanmaksızın 29. maddesinin 4.bendinin uygulanmasının mümkün bulunduğu gözetilmemiştir.
Mahkemece, açıklanan tüm bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5268, K. 2012/9192, 21 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama