KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/5809 E., 2012/9318 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 104-78
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma
Dava, Bağ-Kur ve SSK hizmet sürelerinin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aylığa hak kazandığı tarihten itibaren birikmiş olan aylıkların yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, davalı Kurum tarafından 01.02.1977-31.12.1982 tarihleri arasında fasılalı olarak 1592 gün zorunlu, 01.11.2005-30.09.2008 tarihleri arasında 1050 gün isteğe bağlı SSK sigortalısı.
04.10.2000-30.03.2004 tarihleri arasında 1256 gün zorunlu, 01.10.2008-31.03.2009 tarihleri arasında 180 gün isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edildiği, kabul edilen sigortalılık süresine göre 07.05.2009 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle, son yedi yılda SSK kapsamında 1050 gün prim ödediği,
en fazla hizmetinin Bağ-Kur kapsamında geçtiği, bu nedenle 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesi gerektiği, anılan Kanunun 35 ve Geçici 10. maddelerine göre 15 tam yıl veya 20 tam yıl prim ödeme koşullarının oluşmadığı belirgin olup, Kurumca kabul edilen sigortalılık süresine göre Mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; dava dilekçesinde davacı vekili Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespitini istemiştir. Spor salonu işletmeciliğinden dolayı 08.03.1995-30.03.2004 tarihleri arasında vergi kaydı olan davacının, Kurum kayıtlarına 26.02.2001 tarihinde intikal eden giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılmıştır. Öncelikle davacıya dava dilekçesi açıklattırılarak, Kurumca kabul edilen Bağ-Kur sigortalılık süresine bir itirazının bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının Bağ-Kur sigortalılık süresine itirazı var ise; davaya konu süreler tespit edilerek bu yönde 1479 sayılı Kanunun 24. Maddesi gözetilerek araştırma yapılmalıdır.
1479 sayılı Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından re’sen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır.
Buna karşın, 1479 sayılı Kanunda sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler de yer almaktadır. Bunlardan ilki, “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesi hükmünde ise. “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, anılan hüküm 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de,
Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
Bu konuda benzer düzenlemeyi öngören 4956 sayılı Kanunun 47. maddesiyle değişik 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. maddesinde. “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar.
Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49'uncu ve ek 15'inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmünü içermekte olup,
söz konusu düzeleme Kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 04.02.2009 tarih 2009/21-10, 2009/52 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Kuruma tescil başvurusunda bulunulan 26.02.2001 tarihinde, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiş olmasına ve 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmasına göre; her iki hükmünde somut olayda uygulanma olanakları bulunmamaktadır.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca davacının Kurumca kabul edilen sigortalılık süresine itirazının 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesindeki yasal düzenleme gözetilerek değerlendirilmesi, davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresi belirlenerek, bu kapsamda yaşlılık aylığı talebi değerlendirilerek, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/5809, K. 2012/9318, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama