KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/7662 E., 2012/11092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 554-188
Karar Metni
545 kelime·3 dk okuma
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, ortağı ve müdürü olduğu ... Mermercilik Madencilik San. Tic. Ltd. Şti. ne ait 2004/7. ay ila 2007/8. aylar arası muhtelif dönemlere ait prim ve işsizlik sigorta prim borçları nedeniyle, davacı aleyhine düzenlenen 2007/37011-37012-52113-52114 takip nolu ödeme emirlerindeki borçlardan, 02.12.2004 tarihinde hisselerini devretmiş olması nedeniyle, bu tarih sonrasından sorumlu olmadığı gerekçesi ile ödeme emirlerinin iptali talebinde bulunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda hisse devrine ilişkin ilanın 26.11.2007 tarihine kadar ki dönemde tahakkuk ettirilen prim ve işsizlik prim borçlarından dolayı davacının sorumluluğu bulunduğu, 7 günlük hak düşürücü sürenin de geçirilmiş olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinin 1. fıkrasında “kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.” hükmü mevcut olup, anılan düzenlemedeki süre hak düşürücü süre niteliğindedir.
Hal böyle olunca, ödeme emirlerinden 2007/52113 sayılı takibe ilişkin ödeme emrinin tebliğ belgesi kurumdan celpedilmeli, diğer takip dosyalarına ilişkin ödeme emirleri ile birlikte tümünde, kurum ünitesine itiraza ilişkin idari aşamadaki işlemleri içerir takip dosyaları istenmeli ve 2007/52113 ve 37012 sayılı takip dosyalarına ilişkin davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılmalı, davacının, varsa idari kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içinde bu davayı açıp açmadığı irdelenmeli, açtığı sonucuna varılırsa işin esasına girilerek incelenmeli, aksi sonuca varılacak olursa,
hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra iş bu
davayı açmış olması ve takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümlerinin cevaz vermemiş bulunması gözetilmeli,
Davanın esası yönünden yapılacak incelemede ise. Tüzel kişiliği bulunan işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35 ve 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmüne göre; tüzel kişiliği haiz işverenlerin, temsil ve ilzama yetkili üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri haklı bir sebep olmaksızın ödenmeyen prim, sosyal yardım zammı ve ferilerinden dolayı Kuruma karşı işveren ile birlikte müteselsilen sorumludurlar.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesine göre; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıklarıyla sorumludurlar.
Her iki düzenlemede de sadece ortak olmak yeterli olmayıp, prim alacağının tahakkuk ettiği veya ödenmesi gereken dönemde, üst düzey yönetici ya da kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunmayı gerekli kılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde ise; limitet şirket ortaklarının kamu alacaklarından sorumluluğu düzenlenmiş, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılması koşuluyla şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağı öngörülmüştür.
Mahkemece, bu çerçevede inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/7662, K. 2012/11092, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama