KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8700 E., 2012/14807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 72-78
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle, uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesidir.
Mahkemece, sigortalının davalı işveren aleyhine açtığı tazminat dosyasında alınan kusur raporuna dayalı olarak karar verilmiştir.
Bilindiği üzere,tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, eldeki davada kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla, o dosyada alınan kusur raporu, eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise, ancak, güçlü teşkil edebilir ki; tazminat dosyasında alınan kusur raporunun ise, hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Hükme esas kusur raporunda; davalıya ait özel bina inşaat işyerinde sıvacı olarak çalışan 1986 doğumlu sigortalının, 4. kat balkonunun üzerine atılmış kalasların üzerinden, 5. katın dış sıvasını yapmak isterken, kalasların kırılması sonucu düşerek sürekli iş göremez duruma girmesi şeklinde gelişen iş kazasında, 18 yaşından küçük olduğu halde ağır ve tehlikeli işlerden sayılan inşaat işinde oğlunun çalışmasına izin veren babası bu nedenle kusurlu bulunmuş ise de, küçük yaşta işçi çalıştırmama kuralı işverenin sorumluluğunda olup, sırf bu nedenle sigortalının babasının sorumlu tutulması isabetsiz bulunmuştur.
Kendisi de aynı inşaatta sıvacı olan sigortalının babasının, diğer işçiler üzerinde emir ve talimat verme yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, yönetim yetkisi olduğu sonucuna varılırsa, bu nedenle kusur verilebileceği gözetilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin ve varsa 3. kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunu; oluşu ve yasa ve yönetmelikleri, uygun olarak irdeleyen, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8700, K. 2012/14807, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama