KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9474 E., 2012/15793 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 573-248
Karar Metni
748 kelime·4 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmü, davalılar vekillerinin temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi,
temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır
Davacı, Davalı ... Rektörlüğünde çalıştığı sırada 31.01.2007 tarihinde iş aktinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedilmesi üzerine, açtığı davada; Gaziantep 1. İş Mahkemesi'nin 23.05.2008 tarih 2008/98-322 E.K sayılı ilamı ile, işe iadesine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.06.2009 tarih 2008/36485 E. 2009/21782 K. sayılı ilamı ile bozularak ortadan kaldırıldığını ve kesin olarak işe iadesine karar verildiğini belirterek, 31.12.2007 ile, işe tekrar alındığı 05.09.2008 tarihleri arasındaki 4 ay davalı işveren yanında hizmet aktine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istediği ğörülmüştür.
Mahkemece davanın kabulü ile; ilamda belirtildiği şekilde davacının 31.12.2007-05.09.2008 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
506 sayılı Kanunun ”Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87 nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir.
Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi ile, asıl işveren-alt işveren arasındaki ekonomik ve malî yönden sorumluluk hukukunun sınırlarını belirlediği, maddede geçen “bu Kanunun işverene yüklediği ödevler” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçlamadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, Mahkemece, davalı ... ile ... Hizmet Ticaret Ltd Şti arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi irdelenmeli, Davalılar aleyhine açılan hizmet tespiti davası, dava konusu dönemde aracı (taşeron) olan işverenlerin de hak alanını ilgilendirdiğinden, bu karar ile, davalı Kurum, (tespit kararı verildiğinde) doğacak prim ve vs. alacaklarını aracı veya asıl işverenden tahsil edecektir. Şu halde. Mahkemece, davacıya taşeron firma olan ...
Hizmet Ticaret Ltd Şti'ne karşı husumet yöneltmesi için mehil verilmeli, HMK. 124. maddesi dikkate alınmak suretiyle ... Hizmet Ticaret Ltd Şti'ne husumet yöneltilerek, gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-)Kabule göre; Davacının, " iş aktinin fesih tarihi olan 31.12.2007'den itibaren 4 ay çalışmış sayılacağı" şeklinde hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak 31.12.2007-05.09.2008 tarihleri arasında davacının hizmet aktine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9474, K. 2012/15793, 21 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama