KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9857 E., 2012/17384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 23-68
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Dava, üçüncü bir kimsenin suç sayılır davranışı sonucu yaralanan sigortalının çocuğu için karşılanan tedavi giderleri nedeniyle uğranılan zararın, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı araç maliki ve işleten konumundaki ... adına kayıtlı kamyonla 24.08.2006 tarihinde hayvan satın almak amacıyla köye gelen davalı sürücü ...’in işini bitirip köyden çıkarken geri manevra yaptığı sırada, orada oynamakta olan sigortalının 1997 doğumlu çocuğuna çarptığı, mahkemece yapılan yargılamada görüşüne başvurulan trafik uzmanı tarafından düzenlenen ve hükme dayanak kılınan raporda, kazanın gerçekleşmesinde, dikkatsiz, önlemsiz, kontrolsüz bir şekilde, aynalardan yeterince ve gerektiği gibi faydalanmadan, gözcü (manevracı) yardımı almaksızın ağır tonajlı aracı kullanan davalı sürücünün %25,
dikkatsizce yol üzerinde oynayan sigortalının çocuğunun %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, trafik kazasının gerçekleşme şekli dikkate alındığında kusur dağılımının yerinde olmadığı, somut olayın özelliği ve sigortalının çocuğunun doğum tarihine göre davalı sürücünün daha fazla oranda kusurunun varlığı belirgin bulunmakla, farklı uzman bilirkişiye kusur incelemesi yaptırılarak yöntemince düzenlenmiş rapor alındıktan sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, yargılamada vekil ile temsil olunmayan davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenip davacı Kurum yönünden vekalet ücretinin karar altına alınmaması, ayrıca, rücu alacağına ilişkin hüküm fıkrasında maddi hataya dayalı olarak Kurumun davalı olarak gösterilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9857, K. 2012/17384, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama