KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/9993 E., 2012/17210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 236-292
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Dava, Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olay incelendiğinde; 01.09.2000 tarihli istisna sözleşme ile ... ve ...Sanayi Ticaret A.Ş 'nin fabrikalarindaki üretim tesislerinin eski akrilik çatı kaplama değiştirilmesi ve onarılması işinin ... İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Ltd Şirketine verildiği,olay günü ... İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Ltd. işçilerinden ... ...'nun çatıda atermit malzemelerini değiştirirken düşüp vefat etmesi şeklinde meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Yalova 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/156 Esas-2005/552 Karar ve 8.12.2005 tarihli kararı incelendiğinde; kamu tarafından ... ve ... hakkında dava açıldığı, bilirkişi raporunda sanık ...'nin 5/8 ,sigortalı 3/8 oranında kusurlu olduğu, sanık ...'un kusursuz olduğunun bildirildiği ve mahkemece, sanık ...'nin mahkumiyetine, sanık ...'un beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
Kusur tespiti için mahkemece aldırılan rapora göre; ...'nin % 60 oranında, sigortalının % 40 oranında kusurlarının olduğunun belirtildiği, mahkemece, bu kusur oranları esas alınarak, davalı ... ve ...Sanayi Ticaret A.Ş yönünden davanın reddine, davalı ... İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Ltd. Şirketi yönünden, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu kusur raporu hükme dayanak alınmış ise de; kusur raporunun işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden irdeleme biçimi itibariyle, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine göre düzenlenmediği, kusur oran ve aidiyetleri bakımından oluşa uygun bir rapor niteliğini taşımadığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 77. maddesi gereğince işverenin, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadır.
Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim, bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlı olup, orada belirlenen kusur oranlarıyla bağlı değildir.
Ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan, iş kazasının gerçekleşmesinde etkileri olduğu belirlenen gerçek kişilerin ihlal ettikleri iş güvenliği kuralları ile ihlal sonucuna bağlanan şahsi kusur oranları ile, işveren ... İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Ltd. Şirketinin kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gereği gözetilmeksizin, ...'nin %60 kusurlu olduğuna, işveren Limited Şirkete ise, kusur verilmediği anlaşılmaktadır. Konunun uzman kişilerden kusur raporu alınıp, iş kazasının meydana gelmesinde işveren kusuru saptanmalıdır.
0 Halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı Kurum (kusur oranları) lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere, hüküm bozulmalıdır.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9993, K. 2012/17210, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama