KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/11641 E., 2012/19165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 878-132
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma
Ödeme emrinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.09.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. ... ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü;
1-Türk sosyal sigortalar sistemi, ağırlıklı olarak primli rejime dayanmaktadır. Kurumun sosyal sigorta yardımlarını sağlaması, en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir.
Anılan maddenin birinci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Kurumca tahsil edilecektir.
Aynı maddenin onikinci fıkrasına göre de; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Anılan yasal düzenlemeye göre, prim borçlusu, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, üst düzey yönetici oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar. Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2009 gün ve 2009/10-36 E., 2009/82K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda;... Spor Kulübünün 2006/11-12, 2007/3-12, 2008/1 aylarına ilişkin ödenmeyen prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapıldığı, 2007/14071, 17814, 18845, 2008/12489 sayılı takip dosyalarından davacıya 25.10.2011 tarihinde ödeme emirleri tebliğ edildiği, davacının 15.02.2007-14.01.2008 tarihleri arasında borçlu kulübün kanuni temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır.
2007/17814 ve 18845 sayılı takip dosyaları yönünden; davacının takip konusu 2007/3-7. Aylarına ilişkin prim borçlarından, borç konusu dönemde üst düzey yöneticisi veya yetkilisi olarak sorumlu olması nedeniyle, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; 2007/14071 takip sayılı dosyası yönünden; takip konusu 2006/11-12, 2007/1-2. ayları prim borçlarına ilişkin olup; 506 sayılı Kanunun 80. maddesi uyarınca 2007 yılı 1. ayına ait sigortalı çalışmaların primleri ile birlikte 2007 yılı Şubat ayı, 2. ayına ait sigortalı çalışmaların primleri ile birlikte 2007 yılı Mart ayı içinde ödenmesi gerektiği hususu göz önünde tutularak, davacının, 2007 yılı 1 ve 2. aylarına ait prim borçlarından üst düzeydeki yöneticisi veya yetkilisi olarak sorumlu olduğu gözetilmeksizin, bu takibin tümden iptaline karar verilmiş olması,
2008/12489 takip sayılı dosya yönünden ise; takip konusu 2007/8-12, 2008/1. aylardaki prim borçlarına ilişkin olup; 2008 yılı 1. ayına ait tüm sigortalı çalışmaların primleri ile birlikte 2008 yılı Şubat ayı içinde ödenmesi gerektiği hususu göz önünde tutularak, davacının, 2008 yılı 1. ayına ait prim borcundan üst düzeydeki yöneticisi veya yetkilisi olarak sorumlu olmadığı gözetilmeksizin, bu takip ile ilgili talebin tümden reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
2-1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan, “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle:16.06.2009 - 5904 S.K./35.mad) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” İçerikli açık yasal düzenleme karşısında, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davada, mahkeme için öngörülen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesine göre yargılama harç ve giderlerinde davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm kurulan tarafın sorumlu ise de ; 5502 sayılı Kanunun 36. maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumunun harçtan bağışık olduğu gözetilmeksizin, kabul edilen miktar üzerinden davacının harç ile sorumlu tutulmuş olması da isabetsiz bulunmuştur. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11641, K. 2012/19165, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama