KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/12318 E., 2012/16463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 269-463
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı mirasçılar, murisleri ...’in, davalı işveren Şirkete ait işyerinde 24.08.1978 tarihinden, ölüm tarihi olan 14.01.1990’a kadar sürekli çalıştığı halde, 08.01.1990 tarihi itibarıyla çıkış gösterilmiş olması nedeniyle hak sahibi olarak mağdur olduklarını; çünkü, Hollanda mevzuatına göre, muris üzerinden aylık bağlanabilmesi için, muris sigortalının ölüm tarihi itibarıyla sigortalı olarak bir işte çalışıyor olması gerektiğini, bu nedenle; Muris ...’un ölüm tarihi olan 14.01.1990 itibarıyla sigortalı olduğunun ve sigortalı olarak vefat ettiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, muris ...’un 24.08.1978 tarihinden, vefat tarihi olan 14.01.1990 tarihine kadar kesintisiz çalıştığı halde, 08.01.1990 günü itibarıyla işten ayrıldığının bildirilmiş olmasının haksız olduğunu beyanla, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; davalı işveren Şirket nezdinde 24.08.1978-08.01.1990 tarihleri arası dönemde 3.975 günlük kayden bildirimli çalışması bulunan davacılar murisi ...’in 14.01.1990 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu vefat ettiği; hatta davacı hak sahiplerine 01.02.1990 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı bağlandığı; davacı eş ...’nın Türkiye-Hollanda sosyal güvenlik sözleşmesine göre, Hollanda’dan ölüm aylığı talebinde bulunduğu; 20.08.1991 günlü tercümeli merci yazısına göre de; murisin, vefat ettiği tarihte, gerek, Hollanda mevzuatına göre, sigortalı olmadığı gibi ve gerek Türk Sosyal Sigortalar mevzuatına göre de sigortalı olmadığı gerekçesiyle, aylık talebinin red edildiği anlaşılmaktadır.
Anılan bilgiler ışığı altında ve özellikle, olayların izahı davacıya, hukuki tavsifin ise, mahkemeye ait olmasına göre, hukuki nitelikçe dava; davacılar murisi ...’in, davalı işveren Şirket nezdinde 08.01.1990-14.01.1990 tarihleri arası dönemde, sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, yapılan araştırma hüküm vermeğe elverişli değildir.
Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeniyle ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmelidir.Bu nedenle, muris sigortalının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu yeterince araştırılmalı; bu çalışmalara ilişkin kurum tespitleri(müfettiş ve yoklama memuru raporları,mahalli denetim tutanakları v.s)sorularak celbedilmeli;
bir kısım tanıkların, muris ...’un davalı işveren Şirket nezdinde çalıştığı sırada, mesai sonrası gece rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı ve bilahare vefat ettiğinin beyan edilmiş olması karşısında, anılan rahatsızlık nedeniyle vefat öncesi kaldırıldığı hastanedeki tedavi sürecine ilişkin ilgili tüm hastane kayıtları,ölüm raporları v.s celbedilmeli; işten, 08.01.1990 tarihi itibarıyla, ayrılışa ilişkin, tüm işyeri kayıtları getirtilmeli;
dönem bordrolarından re’sen saptanacak tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulmalı;çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmalı ve toplanan tüm kanıtlar yeniden değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12318, K. 2012/16463, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama