KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/12340 E., 2012/23579 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2006/2207-2011/538
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde 15.01.2000-20.05.2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti ile sigorta primlerinin yatırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum avukatı ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki dava dosyasına konu somut olayda. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; dosyaya celp edilen vergi kayıtları ve yoklama fişlerine göre davalılardan işverenin 1994 yılından itibaren birden fazla ve farklı adreslerde ayakkabı imalatı faaliyetinden dolayı vergi mükellefiyet kaydı olduğu nazara alınarak adına tescilli tüm işyerleri ayrı ayrı tespit edilmeli, işyerleri ilgili tüm belgeler davalı kurumdan getirtilerek talep konusu dönemde davacının birden fazla işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışmışsa hangi tarihler arasında çalıştığı açıklığa kavuşturulmalı;
davacının kuruma tescilinin bulunmaması da nazara alınıp çalıştığını iddia ettiği işyerinde davacıyla birlikte aynı dönemde çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile çalışma süreleri nazara alınmalı, işveren nezdindeki ücret ödeme makbuzları, vizite belgeleri ve puantaj kayıtları dahil tüm belgeler ile işverenin de gösterdiği tüm deliller toplanmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; yargılama aşamasında salt davalı kurum vekille temsil edilmesine rağmen karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı olarak, davalılar lehine Avukatlık ücretine hükmedilmesi, isabetsizdir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılardan Kurum avukatı ile ...'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12340, K. 2012/23579, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama