KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/12765 E., 2012/25703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/1107-2012/136
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma
Davacı, davalı işveren ... nezdinde 1.10.2007-6.1.2009 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın... Kargo A.Ş. yönünden reddine, diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, davacının davalı ... aracılığı ile diğer davalı ... şirketine ait işlerin icrasında geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece işveren sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile... Kargo A.Ş. yönünden reddine, diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
506 sayılı Kanunun ”Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87 nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir.
Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.
Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 87. Maddesinde bu kanunun işverene (aracıya, alt işverene) yüklediği ödevlerden dolayı asıl işverenin de sorumlu olduğu belirtildiğine göre,
aylık sigorta primlerinin kuruma yatırılması, aylık sigorta prim bildirgelerinin, dört aylık sigorta primleri bordrolarının, aylık prim ve hizmet belgelerinin kuruma verilmesi gibi ödevlerin yasal süresi içerisinde yerine getirilmemesi durumunda kuruma karşı her iki işverenin de teselsül hükümleri gereği sorumlu tutulacağı açıktır.
Anılan dava ile sigortalı, çalışma sürelerinin saptanmasının yanı sıra, bu sürelere ait primlerin de her iki işverence kuruma ödenmesini amaçladığından ve davada elde edilecek kesinleşmiş hüküm doğrultusunda sigorta primlerinin kurumca alınması söz konusu olacağından, davanın asıl işverenin de hak alanını ilgilendirmiş olması ve sonuç itibariyle bu tür hizmet tespiti davalarında sigortalıyı çalıştıran aracı-alt işverenle birlikte, asıl işverenin de taraf sıfatının (pasif husumet ehliyetinin) varlığının kabul edilmesi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında;
Davacının icra ettiği kargo taşıma işi davalı ... şirketinin asıl işi konumundadır.
Davacının çalışmakta olduğu şoförlük işinin davalılar arasında akdedilen yük taşıma sözleşmesine istinaden icra edildiği, davalı ...’in kendisine ait araçla diğer davalı ... şirketinin kargolarını taşıma işini üstlendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta işveren sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile hakkında açılan dava reddedilen... Kargo A.Ş.’nin öncelikle asıl işveren olup olmadığı yukarıda belirtilen ilkeler ışığında araştırılarak belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu davalı... Kargo A. Ş.’nin asıl işverenlik sıfatının bulunması halinde her iki işverenin de teselsül hükümleri gereğince sorumlu olacağı gözetilmeli, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin ve davalı ...’in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12765, K. 2012/25703, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama