İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/13696 K.2013/9899

Dava, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 01.05.1998 tarihinde durdurularak 506 sayılı Kanun kapsamında 05.11.2004 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmünde belirtilen gerekçelerle…

Esas2012/13696Karar2013/9899Tarih10 Mayıs 2013Okuma4 dk · 736 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2012/13696 E., 2013/9899 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Mayıs 2013
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

736 kelime·4 dk okuma

Dava, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 01.05.1998 tarihinde durdurularak 506 sayılı Kanun kapsamında 05.11.2004 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmünde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davaya konu somut olayda;davacının, 22.06.1979-16.11.1982 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığı, 28.09.1987 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge ile, radyo, televizyon tamir faaliyetinden vergi kaydına istinaden, 09.06.1987 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, 24.04.1993 tarihinde ...vergi dairesine bağlı olarak Limited Şirket ortağı olarak tescil edildiği ve söz konusu şirketin 27.01.2000 tarihinde tasfiye sürecin girdiği ve davacının bu süreçte tasfiye memuru olarak atandığı,

tasfiye sürecinin sona erdiği tarih olan 15.11.2001 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği, bu süre içerisinde 01.05.1998-05.11.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışması olduğu, ancak davalı Kurum tarafından Bağ-Kur sigortalısı kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Davacının, 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddeden yararlanmak için 22.05.2009 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması talebinin Kurum tarafından 17.06.2009 tarihinde borç ayı 60 aydan az olduğu gerekçesiyle reddedildiği.

01.05.1998 yılından itibaren ticari faaliyetinin bulunmadığı, 05.11.2004 yılında 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacının son 7 yıllık fiili hizmet süresi fazla olan sigortalılığın Bağ-Kur sigortalılığı oluşturduğu, emekliliğinde Bağ-Kur sigortalılığı mevzuatının uygulanması gerektiğine ve 05.11.2004 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazanacak konumda bulunmadığından davanın reddine karar vermiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.05.1998-15.11.2001 tarihleri arasındaki çalışmalarının hizmet aktine göre mi yoksa kendi nam ve hesabına bağımsız bir çalışma mı olduğu, başka bir anlatımla davacının, anılan tarihler arasında SSK’mı yoksa Bağ-Kur sigortalısı mı sayılacağı noktasında toplanmaktadır. Kimlerin SSK sigortalısı sayılması gerektiği SSK’nun 2 ve 3. maddelerinde, kimlerin Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği ise, Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinde belirtilmiştir.

Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır. 506 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle

bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş.

1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan limited şirket ortaklarının sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır.

Ayrıca aynı kanunun 25'inci maddesinde, bu kanuna tabi sigortalılığın iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ereceği açıklanmıştır.

Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir.

Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda "sosyal güvenlik kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.

Bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği olarak, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerekir.

Bu amaçla, davacının 1479 ve 506 sayılı Kanunlar kapsamında çatışan sigortalılık sürelerinin hangi faaliyetten kaynaklandığı, çatışan dönemde ekonomik yönden baskın çalışmanın hangi Kurum sigortalısı olmayı gerekli kıldığı, kendi nam ve hesabına meslek faaliyetinin fiilen davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, bu dönemde hizmet sözleşmesine dayalı çalışma gereksiniminin hangi koşullardan kaynaklandığı araştırılarak, çatışan dönemlerde davacının geçimini karşılayacak gerçek ve fiili çalışmasının hangi Kurumda geçtiği belirlendikten sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde bulundurularak davacının sigortalılık durumunun tespiti ile varılacak sonuca göre tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenerek karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13696, K. 2013/9899, 10 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/13696
Karar No
2013/9899
Tarih
10 Mayıs 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2012/13697 K.2013/13619
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2012/13698 K.2013/7985
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/13698 K.2013/10740
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/13698 K.2013/9895
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/13699 K.2013/11028
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/13704 K.2013/9308

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.