KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14091 E., 2012/16560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 106-64
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Dava, maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
10.04.1991 – 05.02.2001 tarihleri arasında 1557 gün prim ödenen ve 1955 – 1956 yıllarında yapılan askerlik süresinden 299 günü borçlanan davacının, 22.09.2005 tarihli maluliyet aylığı talebi; Kurum tarafından, çalışma gücünün 2/3 oranında kaybedilmediği belirtilerek reddedilmiş; Mahkemenin, davanın kabulüne dair önceki kararı, Dairemizce, maluliyet aylığı için çalışma gücünün 2/3 oranında kaybı gerekip, raporlar arasındaki çelişki giderilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemizin uyulan bozma kararı sonrasında, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan alınan 22.07.2008 tarihli raporda, davacının çalışma gücü kaybı oranının 2/3 olmadığı; Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından düzenlenen 17.11.2011 tarihli raporda ise, çalışma gücü kaybı oranının %60 olduğu belirtilmiştir. Davanın açıldığı dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 53. maddesine göre, maluliyet aylığı bağlanabilmesi için, çalışma gücünün 2/3 oranında kaybı gerekmekte ise de; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 25. maddesinde, çalışma gücünü %60 oranında kaybedenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki belgelerden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki dönemde çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediği anlaşılan davacıya, 506 sayılı Kanun hükümlerine göre maluliyet aylığı bağlanmasının mümkün olmadığına ilişkin mahkemenin kabulü yerindedir. Ne ki; karar verilirken, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin tartışılıp, değerlendirilmemiş olması, isabetsizdir.
Mahkemece, öncelikle.
Kurum’un, primlerin toptan ödeme ile iade edildiğine ilişkin yazısı ile, davacı tarafın toptan ödeme yapılmadığı iddiası gözetilerek, primlerin toptan ödeme ile davacıya iade edilip-edilmediği araştırılmalı; primlerin, toptan ödeme ile iade edildiğinin anlaşılması durumunda, ihyası için davacıya mehil verilmeli; sonrasında, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan, davacının çalışma gücü kaybı oranı ve bunun başlangıcı sorulmalı; anılan Kurul tarafından, davacının çalışma gücü kaybı oranının %60’ın altında belirtilmesi durumunda, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan %60 olarak belirtilen çalışma gücü kaybı oranının başlangıç tarihi sorulmalı;
çalışma gücünün 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce %60 oranında kaybedildiğinin ve primlerin toptan ödemeye konu olmadığının anlaşılması durumunda, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.11.2008 tarihinden; çalışma gücünün 01.11.2008 ve sonrasında %60 oranında kaybedildiğinin anlaşılması durumunda, belirlenecek tarihi takip eden aybaşından itibaren maluliyet aylığına karar verilmelidir.
Primler, toptan ödeme ile davacıya iade edilmiş ise, primlerin ihya tarihini takip eden aybaşından önce aylığa hükmedilemeyeceği hususu da gözetilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14091, K. 2012/16560, 28 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama