KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16255 E., 2012/19829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2012
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
... Başkanlığı adına Av. ... ile ... adına Av. ... aralarındaki dava hakkında İvrindi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 17.06.2009 gün ve 36/154 sayılı hükmün, Dairemizin 10.05.2011 gün 18098/6994 sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir.
Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 19.10.2011 gün ve 163/195 sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK'nun 373/(5). maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK'nun 373'ncü maddesinin (5). fıkrasında. "İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
(6) fıkrasında da; "(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur." şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2"nci maddedeki;
" Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir.
Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir." şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davacı Kurum avukatınca talep edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava rücuan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verildiği, hükmün Dairemizce "davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca, Bağ-Kur'un rücu hakkının doğabilmesi için 3. kişinin suç sayılır eylemi sebebiyle sigortalıya Kurumca yardım yapılması gerektiği, somut olayda sigortalının kendi yaptığı kaza sonucu hayatını kaybettiği.
3. kişinin doğrudan etkisi bulunmadığı, araç işleten olan davalının sorumluluğunun ise sürücü belgesi bulunmayan sigortalıya aracının vermekten kaynaklandığı ve yasal dayanağının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 36. maddesi olduğu, olay tarihinde sürücü belgesi bulunmayan davalıya aracı vermenin trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur payının araştırılması gerektiğinden bahisle bozulduğu,
Mahkemece, "2918 sayılı Kanunun 36. maddesinde yer alan sürücü belgesiz araç kullandırma eyleminin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 7. maddesiyle suç olmaktan çıkartılıp idari para cezasını gerektiren bir eyleme büründürüldüğü, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde yer alan suç kavramının adli yönden yaptırım altına alınan davranışlar olarak kabulü gerektiği" gerekçesiyle direnme kararı verildiği anlaşılmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16255, K. 2012/19829, 19 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama