KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16479 E., 2012/24728 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 588-549
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığının tespiti ile, yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirttiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan veTetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 2926 sayılı Kanun olup, 01.01.1986 tarihi itibariyle tescili yapılan davacının, 01.01.1986 ile 25.06.1997 tarihi arasındaki süreye ilişkin prim borçlarını geçmişe dönük toplu olarak ödedikten sonra, 05.05.2009 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunması üzerine; Kurum tarafından yapılan araştırma sonucunda; bu dönemle çakışan şekilde 22.03.1985 ile 03.07.1987 tarihleri arasında kalan dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun anlaşılması üzerine, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı ilk prim ödemesi tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.1997 tarihi itibariyle başlatılmıştır.
Mahkemece, davacının iptal edilen sigortalılık süresine ilişkin primlerin Kurum tarafından tahsil edilmiş olması nedeniyle, sonradan iptalinin dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahisle, sigortalılık süresinin iptaline ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığına karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, çakışan ve makul süreyi aşan şekilde, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık sonrası 03.12.1987 ile 01.07.1997 tarihleri arasında kalan döneme ait prim borçlarının sonradan toplu olarak ödenmiş olması nedeniyle sigortalı olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.
Hukuki ilişkilerin kapsamını belirleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesinde; herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda bulunduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağı, 3. maddesinde; durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı hükme bağlamıştır.
Davacı, 19.03.1986 tarihli bildirge ile, Tarım Bağ-Kur sigortalılık tescili yaptırdıktan sonra 08.07.1987 tarihli bildirge ile minübüs işletmeciliğinden dolayı sigortalılık tescili yapılması için bildirge vermiş ve Pamukkale vergi dairesinde 25.02.1986 tarihinden itibaren vergi kaydı ve 05.05.1980 tarihinden itibaren, oda kaydının bulunması nedeniyle, 22.03.1985 tarihinden itibaren1479 sayılı Yasa kapsamında tescil edilmiştir.Yani, davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık tescilinin yapıldığı sırada minübüs işletmeciliği nedeniyle oda ve vergi kaydına dayalı olarak makul süreyi aşar şekilde,
2 yıl 3 ay 11 gün süreyle 1479 sayılı Yasa kapsamında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu ve bu süreye ilişkin prim borcunu 08.04.1991 tarihinde ödediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, Tarım Bağ-Kur sigortalı olma şartlarını taşımadığını bildiği halde, Kurumu yanıltarak tescil edilmesini sağlayan davacının iyiniyetli olduğundan söz edilemez. Bu durumun yıllar sonra ortaya çıkmış olması, davacının başlı başına iyiniyet olarak kabulüne olanak vermemektedir. İyiniyet savunmasından yararlanabilmek için durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermiş olma koşulunun varlığı aranmalıdır.
Yasa, sigortalılık koşullarının bulunmaması karşısında, davalı ... hatalı işleme sevk etmek suretiyle geçmişe yönelik primlerin tahsil edilmesi olgusuna hukuki bir sonuç bağlamamıştır.
Bu yolla elde edilen sigortalılık süresi yönünden davacı yararına kazanılmış hak oluşmayacağı, davacının yanıltması sonucu gerçek koşulların yıllar sonra öğrenilmesinin hatalı işlemi geçerli hale getirmeyeceği hukuksal olgusu dikkate alınarak, çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın sona erdiği 03.07.1987 sonrasında yeniden tescil talebi, prim ödemesi veya prim tevkifatı bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16479, K. 2012/24728, 6 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama