KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16745 E., 2012/26589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 396-588
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Dava, 01.12.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.12.2005-30.11.2006 tarihlerindeki aylıkların yasal faiziyle tahsilini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
27.10.2005 günlü tahsis başvurusu üzerine, 28.01.1980-31.12.1982 (zorunlu), 01.03.1983-30.09.1983 (isteğe bağlı), 01.09.1985-31.07.1987 (isteğe bağlı), 01.01.1989-04.01.1990 (isteğe bağlı), 04.01.1990-27.10.2005 (zorunlu sigortalılığı) gözetilerek tahsis başvurusu red edilen davacı iş bu dava ile; 01.12.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile, 01.12.2005-30.11.2006 tarihlerindeki aylıkların yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bağımsız çalışma olgusu araştırılmışsa da, bozma ilamı gereğinin kısmen yerine getirilmiş olduğu anlaşılmış olup, Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Dairemizin 23.06.2011 tarih ve 2009/11855 Esas, 2011/9400 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, her uyuşmazlık, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmelidir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25’inci maddeleri, anılan kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı koşullarını ve bu sigortalılığa yasal karine sayılan olguları belirlemektedir. Zaman zaman anılan maddelerdeki değişikliklerle farklı kurallar öngörülmüş ise de; “kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma” Bağ-Kur sigortalılığının temel ve ön koşulu olarak varlığını korumuştur. Başka bir deyişle, belirtilen bu ana koşulun gerçekleşmesinden sonra diğer kural ve unsurlar değerlendirilebilir.
1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesi ilk şekliyle, çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, sigortalılığın oluşumu için, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanun, Bağ-Kur'lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Kanunun temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür.
Davaya konu uyuşmazlıkta; davalının Bağ-Kur sigortalılık başlangıcı itibariyle 2229 sayılı Kanunla getirilen koşullar geçerlidir. Bu durumda, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmak zorunlu sigortalılık için yeterlidir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece de bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İBK) O halde mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, bozma kapsamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının 20.04.1982 tarihinden önce, 29.01.1980 tarihli tescilinin varlığı karşısında, davacının kendi nam ve hesabın bağımsız çalışması bulunup bulunmadığı usulünce araştırılmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Ne ki, yapılacak araştırma sonucu bağımsız çalışmanın varlığı kanıtlanamasa dahi, prim ödemeleri nedeniyle isteğe bağlı sigortalılık durumu değerlendirilmeli, gerekirse prim sürelerinin karşıladığı dönemlere ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve sigortalılık süresi belirlendikten sonra davacının tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına koşullarına hak kazanıp kazanmadığı yeniden değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16745, K. 2012/26589, 21 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama