KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/17041 E., 2012/17654 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 867-408
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan ... Plastik Sanayi A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki.
“İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan yasada,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir
Mahkemece hükme esas alınan kusur raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayının, tecrübeli kaynak işçisinin taşıyıcı helezona ilave kova takma işini yaparken , hattaki enerjinin kesik olduğunun söylenmesi üzerine kova içindeki kalıntıları temizlerken helezonun aniden çalışması neticesinde yaralanması neticesinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut teftiş raporları ve tanık beyanlarında, diğer davalı ...'ın kimya mühendisi olup, tecrübe kazanması için otomasyon merkezinde görevlendirildiği ve kazanın kumanda odasından davalı ... tarafından hatalı elektrik verilmesinden kaynaklandığının iddia edildiği anlaşılmaktadır.
Kusur raporunda ise, davalı işverenin % 100 kusurlu olduğu, davalılardan ...'a atfedilebilecek kusurun işverenin kusuru içinde mütalaa edilmesi gerektiği belirtilmişse de, maddi olgu yeterince irdelenmemiş, davalılardan ...'ın 3. kişi olarak iş kazasının meydana gelmesinde şahsi kusurunun bulunup bulunmadığı tartışılmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle çelişkiler giderilerek maddi olguyu belirlemek ve maddi olguyu tespit eden, işverenin ve 3. kişilerin kusur ve aidiyetini, oluşa ve 506 sayılı Yasanın 26, (olay tarihi itibariyle yürürlükte olan) İş Kanunu ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 ve diğer maddelerine uygun olarak, iş güvenliği mevzuatına göre saptayan, hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp, alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı ve dayanağı mevzuat hükümleri ayrıntılarıyla irdeleyen kusur raporu alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalılardan ... Plastik Sanayi A.Ş. avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17041, K. 2012/17654, 5 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama