KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/20291 E., 2012/21770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 404-415
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Dava, davacı aleyhine, mirasçı olması sebebiyle düzenlenen ödeme emrinin iptali ile murisin borca batık olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde,davanın kabulü ile, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edebilme özelliğini” ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünden, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Öte yandan; iş mahkemelerinin kuruluşunu ve işleyişinin düzenleyen 5521 sayılı Kanun’un 7’inci maddesinde açıkça iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün uygulanacağı öngörülmüş olup, sözlü yargılama usulünde savunmayı genişletme yasağının başlangıcı, tarafların iddia ve savunmalarının ilk oturumda tutanağı geçirildiği andır. İlk oturumdan (dava dilekçesinin tutanağa geçirilmesinden sonra) davacının rızası olmaksızın savunmasını genişletemez.Aynı durum davacı için de geçerlidir.
Zamanaşımı savunmasının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187 nci maddesinde (Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116 nci maddesinde) sayılan ilk itirazlardan olmaması onun her zaman ileri sürülebileceği anlamına gelmez. İlk oturuma kadar esasa cevap verirken zamanaşımını ileri sürmeyen davalının sonradan bunu ileri sürmesi savunmayı genişletmektir. Karşı tarafın muvafakatı olmadıkça davalı savunmasını genişletemez. İlk itirazlar karşı tarafın muvafakati olsa dahi kanunda gösterilen zamandan sonra ileri sürülemezler ancak diğer itirazlar diğer tarafın açık veya zımni rızasıyla esasa karşılık verme süresinden sonra ileri sürülebilirler. Davacı da dava dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı iddiasını en geç ilk oturumda ileri sürebilir.
Somut olayda davacı vekili, açıldığı anda sözlü yargılamaya tabi davada, dava dilekçesinde ve ilk duruşmada zamanaşımı itirazında bulunmayıp, süresi geçtikten sonra son celse zamanaşımı itirazında bulunduğundan; mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/20291, K. 2012/21770, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama