KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/20900 E., 2013/13012 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2013
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
... adına Av. ... ile 1- .....2-..... 3- ... adına ..... arasındaki dava hakkında..... verilen 12.07.2011 günlü ve 2010/978 E. 2011/535 K. sayılı hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Tebligat Kanununun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebliğin selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de; tebliğ yapılacak bu kişiler her hangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
25.01.2012 tarihli ve 28184 Sayılı Resmi Gazatede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Hükümlerine göre, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde bu hususların tebliğ evrakına yazılarak tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve 2011/21-882 Esas, 2011/767 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Tebligat Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, kendisine tebligat yapılacak şahısların derecelendirildikleri görülmektedir. Bir kere, hükmi şahıslar namına kendilerine tebligat yapılabilecek salahiyetli mümessiller mutad iş saatlerinde işyerlerinde bulundukları ve o sırada evrakı bizzat alacak durumda oldukları takdirde memur ve müstahdemlere tebligat yapılamaz.
Saniyen, memur veya müstahdemlere tebligat yapılabilecek hallerde de, önce kendisine tebligat yapılacak şahsın, şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olması, böyle bir kimsenin bulunmaması halindedir ki (bu durum tebliğ mazbatasına dercedilmek suretiyle) o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme tebligat yapılabilir.
Daha önce kendisine tebligat yapılması gereken kimselerin bulunmadıklarını veya tebligatı bizzat alamayacak durumda olduklarının ispatı bakımından mazbatada yer alacak kayıt bilhassa önemlidir.
./..
-2-
Dosyadan, dava dilekçesi ekli davetiyelerin davalı şirketlere daimi çalışan memuru imzasına tebliğ edildiği,fakat dosya içeriğinde, kendisine tebligat yapılan kişinin yetkili olduğuna ve şirketle ilişkisine dair bilginin yer almadığı, yetkilinin neden evrak alamayacak durumda olduğunun belirtilmediği, ayrıca getirtilen sicil gazetesinden de şirket yetkilisinin başka bir şahıs olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte gerekçeli karar ekli davetiyelerin ise yine aynı adrese çıkarıldığı, taşındığından bahisle iade edildiği, bu kez davalılardan ....... son bilinen ticaret sicil adresi araştırılmaksızın Tebligat Kanununun 35. Maddesine göre tebliğ edildiği, davalılardan ....... ise tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yeni bir geri çevirmeye ve temyiz incelemesinin gecikmesine mahal bırakmaksızın;
........
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/20900, K. 2013/13012, 11 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama