KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/21504 E., 2013/12784 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır bu nedenle, Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
İncelenen dosyada; mahkemece, davalı ... Çelik Beton İnş. Müh. Ltd. Şti ve davalı ..., davacıyı birlikte istihdam eden işverenler olarak kabul edilerek, davacının 10.01.2008-14.03.2009 tarihleri arasında davalılar ... Beton İnş. Müh. Ltd. Şti ve davalı ...'ya ait işyerlerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Dosyadaki beyanlardan davalı ...'nın davalı şirketin ortağı olduğu anlaşılmakta ise de; davalı şirketin ticaret sicil kaydının istenmediği, talep edilen dönem ve kabul edilen dönem içerisinde davacının farklı sicildeki dava dışı işyerlerinden bildirimleri bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında Mahkemece yapılması gereken; talep edilen çalışma dönemindeki gerçek işverenler belirlenmeli, hangi işveren nezdinde ne kadar süre çalıştığı ayrıştırılmalı, ilgili ticaret sicil memurluğundan davalı şirketin tescil tarihi ve ortaklarının kim olduğu araştırılmalı, davacının hizmet döküm cetvelinde talep dönemi içinde farklı sicildeki işyeri bildirimlerinin hangi işverenlerden olduğu,
tanık beyanlarında inşaatı yapılan bina sahibi kişiler adına açılmış işyeri sicil numaralarından bildirimler olduğunun belirtilmesi karşısında, davacının hizmet döküm cetvelinde bulunan farklı sicildeki işyerlerinin davalılar ile bağlantısı araştırılmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı;
talep edilen tüm dönemi kapsar işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler (ayrı ayrı davalı işverenlerdeki çalışma sürelerine göre) ile bulunamadığı takdirde aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka işverenler ile bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/21504, K. 2013/12784, 6 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama