KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/22145 E., 2013/13303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2013
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
..... Asıl dava; hizmet tespiti, birleşen dava ise; işçi alacakları istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 506 sayılı Yasanın 60. maddesinin (G) bendindeki "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" biçimindeki düzenleme dikkate alındığında ve davacının 01.02.1989 doğumlu olması karşısında, 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi hükmüne göre sigortalılık başlangıç tarihi olarak 18 yaşın ikmal edildiği 01.02.2007 tarihi kabul edilmeli, 30.12.2006–01.02.2007 döneminde primi ödenen süre malullük, yaşlılık, ölüm sigortası yönünden prim ödeme gün sayısına dahil edilmelidir.
3-) Tespite konu dönemde davalı işverenlik tarafından 16.06.2008–01.07.2008 ile 01.03.2009–16.03.2009 tarihleri arasında çalışma bildirimleri yapılmış olup, bu sürelerin tespitinde hukuki fayda bulunmaması nedeniyle, bildirilen süre dışlanmak suretiyle, eksik bildirilen sürenin tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, ./...
-2-
20.05.2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı ..... 36’ncı maddesi hükmüne göre, ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan bağışık olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davalı Kurumun harç tutarından sorumluluğu yönünde karar verilmesi,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. ve 389. maddeleri) gereğince, kararın anılan maddelerde tanımlanan unsurları taşıması ve "taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” yönündeki hükümlerinin, kararın yazımında dikkate alınmayarak, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde, asıl davada davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, "davalıdan" tahsiline şeklinde karar verilmiş olması,
Asıl davada (hizmet tespiti), davalı Kurum yararına hükmedilen vekalet ücreti miktarının hükümde gösterilmemiş olması,
Birleşen davada (işçi alacakları davası), davalı Kurum taraf olmadığı halde, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
......
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/22145, K. 2013/13303, 12 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama