İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/3581 K.2012/8619

Dava, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 13.02.2004 tarihinde durdurularak 506 sayılı Kanun kapsamında 01.07.2011 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Esas2012/3581Karar2012/8619Tarih14 Mayıs 2012Okuma5 dk · 1.013 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2012/3581 E., 2012/8619 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Mayıs 2012
Mahkemesi
İş Mahkemesi
No
441-602
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.013 kelime·5 dk okuma

Dava, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 13.02.2004 tarihinde durdurularak 506 sayılı Kanun kapsamında 01.07.2011 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

17.11.1973-09.11.2009 tarihleri arasında kesintili şekilde 506 sayılı Kanun kapsamında 3856 gün sigortalılığı bulunan davacının, 24.05.2006 tarihli giriş bildirgesi ile 02.09.1997 tarihinden itibaren başlayan limited şirket ortaklığına ilişkin oda kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamındaki tescilinin 506 sayılı sigortalılığının kesintiye uğradığı 13.12.2003 tarihinden itibaren başlatıldığı, 01.01.1997-13.02.2004 tarihleri arasında vergi kaydı, 02.09.1997 ve devam şeklinde oda kaydının bulunduğu, Kurumca 13.12.2003-23.06.2011 tarihleri arasında 1479 Kanun uyarınca sigortalı kabul edildiği,

hiç prim ödemesi bulunmayan davacının 09.09.2005-29.09.2005, 18.04.2006-31.06.2006 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı ile çakıştığı, davacının 13.02.2009 tarihli Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması talebinin Kurum tarafından 11.03.2009 tarihinde Bağ-Kur sigortalılık süresi beş yıl ve daha fazla olmadığı gerekçesiyle reddedildiği,

23.06.2011 tarihli tahsis talebinin Kurum tarafından devam eden Bağ-Kur sigortalılığı nedeniyle prim borcu bulunduğu ve Bağ-Kur sigortalılığı sonrası 2829 sayılı Kanun hükümleri gereğince 1260 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunmadığı gerekçesiyle SGK {devredilen SSK) Başkanlığı tarafından reddedildiği,

Mahkemece, 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla davacının beş yılı aşan prim borcu bulunduğu gerekçesiyle ve taleple bağlı kalınarak Bağ-Kur sigortalılığının 13.02.2004 tarihi itibarıyla durdurularak 01.07.2011 tarihi itibarıyla aylığa hak kazandığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.

5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi, "Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip

eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80'inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır." hükmünü getirmiştir.

14.01.1009 tarih ve 27110 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5510 sayılı Kanun gereğince kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulananlar için yapılacak işlemler hakkında tebliğin kapsamda bulunan sigortalılar başlıklı A-1- maddesi "02.09.1971 tarihli, 1479 sayılı ve 17.10.1983 tarihli 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde 30.04.2008 tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılarla bunların hak sahipler söz konusu geçici 17. madde hükümlerinden yararlanabilirler.",

A-3- maddesi ise "30.04.2008 tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalı veya bunların hak sahipleri hakkında, tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren altı ay içerisinde bunların Kuruma müracaat ederek ibraz ettikleri belgelerden veya Kurum tarafından yapılan incelemeler sonucu yeniden belirlenen sigortalılık süreleri ve borç tutarları esas alınarak işlem yapılır." Hükümlerini içermektedir.

Belirtilen mevzuat hükümleri ve açıklamalara göre somut olayda; 13.12.2003 tarihi itibarıyla Bağ-Kur sigortalılığı başlatılan ve hiç prim ödemesi bulunmayan davacının sigortalılığın durdurulmasına ilişkin 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin tebliğin belirtilin hükümleri uyarınca 30.04.2008 tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcunun bulunmadığı, dolayısıyla Geçici 17. maddeden yararlanamayacağı belirgin olup Mahkemenin aksi yöndeki kabulü isabetsizdir.

Ayrıca, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu bulunduğu açıktır.

506 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş.

1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanların sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır.

Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir.

Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "sosyal güvenlik kuruluşlarf ibarelerinin de aynı zamanda "sosyal güvenlik kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.

Bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği olarak, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerekir.

Bu amaçla, davacının 1479 ve 506 sayılı Kanunlar kapsamında çatışan sigortalılık sürelerinin hangi faaliyetten kaynaklandığı, çatışan dönemde ekonomik yönden baskın çalışmanın hangi Kurum sigortalısı olmayı gerekli kıldığı, kendi nam ve hesabına meslek faaliyetinin fiilen davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, bu dönemde hizmet sözleşmesine dayalı çalışma gereksiniminin hangi koşullardan kaynaklandığı araştırılarak, çatışan dönemlerde davacının geçimini karşılayacak gerçek ve fiili çalışmasının hangi Kurumda geçtiği belirlendikten sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde bulundurularak davacının sigortalılık durumunun tespiti ile varılacak sonuca göre tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenerek karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/3581, K. 2012/8619, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/3581
Karar No
2012/8619
Tarih
14 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/3581 K.2012/4979
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2012/3581 K.2012/4120
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/3581 K.2012/10041
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/3582 K.2012/6248
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2012/3582 K.2012/4397
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2012/3582 K.2012/5398

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.