KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/560 E., 2012/7627 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 78-165
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Davacı sigortalı, iş kazası nedeniyle tedavi bedelini kendisinin ödediğini belirterek, fatura bedeli olan 7.300,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacı sigortalının 15.11.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası, özel hastanede yapılan tedavisi sonucu 7300,00 TL için fatura düzenlendiği görülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 12. maddesine göre, iş kazasına uğrayan sigortalıya sağlık yardımı yapılacaktır.
Anılan Yasanın 27. maddesinde ise, iş kazasının yasada belirtilen sürede Kurum’a bildirilmemesi durumunda, bildirime kadar işveren tarafından yapılmış olan harcamaların Kurumca ödenmeyeceği belirtilmiştir. İş kazasına dayalı olarak yapılan tedavi giderlerinin, sigortalı üzerinde bırakılmaması gerektiği açıktır.
Davalı Kurum, fatura bedelinin ödenmesi için daha önceden davadışı işveren tarafından yapılan başvurunun, iş kazasının süresinde bildirilmemiş olması nedeniyle reddedildiğini, tedavi giderinin sigortalı tarafından yapılmadığını ileri sürmüştür.
Her ne kadar fatura davacı sigortalı adına düzenlenmiş ise de, fatura bedelinin davacı sigortalıya ödenebilmesi için, ödemenin işveren tarafından yapılmamış olması veya başlangıçta sigortalı tarafından ödenmiş olsa da, işveren tarafından sigortalıya iade edilmemiş olması gerekir.
Mahkemece, davalı Kurum’un iddiası çerçevesinde, fatura bedelinin işveren tarafından ödenip-ödenmediği, Kurum’daki belgeler ve davadışı işveren şirketin ticari defter ve belgeleri incelenerek şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2- Kabule göre de. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinde “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” kuralı öngörülmüş olup, tarifedeki kuralın “Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30.06.2011 tarih, YD İtiraz No:2011/321 sayılı Kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan “hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” şeklindeki açık yasal düzenleme uyarınca, karar tarihindeki tarife hükümleri gereği, kabul edilen miktar esas alınarak, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/560, K. 2012/7627, 30 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama