KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/5767 E., 2012/9786 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 163-201
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Dava, 2009/1670 ve 2009/1673 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Kurum borçlusunun prim ve fer’ilerinden oluşan borcundan dolayı, aleyhine 6183 sayılı Kanunun 58. Madde hükmüne göre gönderilen 2009/1670 ve 1673 sayılı ödeme emirlerinin, tebliğ tebellüğ belgelerinin dosya içeriğinde bulunmadığı, mahkemenin ise, davacıya ödeme emirlerinin 05.02.2010 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Süresinde ödenmeyen prim ve diğer Kurum alacaklarının bizzat Kurumca cebren takip ve tahsil edilebileceği, 506 sayılı Yasa'nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları, 6183 sayılı Yasa'da gösterilmiştir. 6183 sayılı Yasa'nın 58/1. maddesi, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebileceği bildirilmiştir. Bu, 7 günlük itiraz süresi, hak düşürücü süre olup, süreyi geçiren borçlunun artık menfi tespit davası açması mümkün değildir. Çünkü 6183 sayılı Yasa'da İİK'nın 72. maddesine koşut bir hüküm yer almamaktadır. 6183 sayılı Yasa, İİK'ya nazaran özel bir yasa olup, uygulama önceliğine sahiptir.
O halde, mahkemece yapılacak iş, ödeme emirlerinin tebliğ tebellüğ belgesinin Kurumdan celbi ile, işbu davanın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığını denetlemek, yasal süresi içinde açılmış ise, şimdiki gibi davanın kabulüne, aksi takdirde ise, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup. bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/5767, K. 2012/9786, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama