KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/9381 E., 2012/8857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 200-564
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Bozma öncesi verilen kararın taraf vekillerinin temyizi üzerine, davalılardan ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine; asıl işveren ... yönünden ise, şartları gerçekleşmediği halde 506 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince sorumluluğa hükmedilmiş olması, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağının;
hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E: 2003/10, K: 2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, peşin sermaye değerli gelirlerde oluşan artışların istenemeyeceği,
ilk peşin değerli gelirin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerektiği ve davacı Kurum ıslah sonucu 14.649,23 TL’nin tahsilini istemesine rağmen, Mahkemece, Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesine aykırı şekilde talep aşılarak karar verilmiş olması gerekçelerine dayanılarak bozulması karşısında, yeniden yapılan yargılama sonucunda bozma kararı öncesi davalılardan ... hakkında şartları oluşmadığı halde 506 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince sorumluluğuna hükmedilmiş olmasınının,
anılan davalının temyiz isteğinin süreden reddi nedeniyle kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi gözetilerek yine % 90 kusur oranı üzerinden hüküm kurulması gerekirken % 80 kusur oranı üzerinden hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinde yer alan 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9381, K. 2012/8857, 15 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama