KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/11352 E., 2013/24897 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/116-2013/168
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, dava dışı Ümit Ünaldı’ya ait 1075398 sicil numaralı işyerinden 10.11.2007 – 29.11.2007 tarihleri arasında eksiksiz bildiriminin gerçekleştirildiği, anılan işyerinin davalı limited şirket haline dönüşerek 26.01.2008 günü 1085863 sicil numarasıyla 506 sayılı Kanun kapsamına alınıp Ü.Ünaldı’nın da yetkili temsilci olarak görevlendirildiği belirgin bulunmakla, yasal dayanağı söz konusu Kanunun 79. maddesi olan, 06.09.2007 – 29.11.2007 döneminde hizmet akdine tabi olarak geçmesine karşın davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda kanıtlanamadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren, işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimselerin işveren vekili olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. maddesinde, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu açıklandıktan sonra, ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakimin karşı tarafın rızasını
aramaksızın taraf değişikliği istemini kabul edebileceği, bu durumda hakimin, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi yararına yargılama giderlerine hükmedeceği öngörülmüştür.
İnceleme konusu davada; işveren konumundaki Ü.Ünaldı yerine, bu kişinin yetkili temsilcisi olduğu, dava konusu dönem sonrasında tescil edilen limited şirkete karşı davanın açılması olgusunun, anılan 124. madde kapsamında değerlendirilmesi olanaklı olmakla, bu konuda istemde bulunulması durumunda maddede belirtilen yöntemle taraf değişikliği yapılarak, özellikle iddiayı doğrulayan tanık anlatımları da dikkate alınmak suretiyle elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu söz konusu gereklilik yerine getirilmeksizin, şirkete husumet yöneltilerek açılan davada yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11352, K. 2013/24897, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama