KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/20350 E., 2013/24097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/72-2012/311
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Dava, eksik bildirilen prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum ve davalı işveren vekillerinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hizmet tespitine yönelik davalarda, davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na (Devredilen SSK), davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.
Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için, yine, HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 1’inci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288’inci maddesinin “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüz milyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple dörtyüz milyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” hükmünü, anılan Kanunun 289’uncu maddesinin ise “288'inci madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.” hükmünü içermektedir.
5236 sayılı Kanunun 19’uncu maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa eklenen ek 4’üncü maddeye göre söz konusu parasal sınırın 2007 - 2011 yılları arasında 460 ila 590 TL., 6100 sayılı Kanunun 200’üncü maddesi nazara alınarak 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak belirlenmiştir.
Somut olay incelendiğinde; davacının davalı şirket işyerinde güvenlik görevlisi olarak 27.04.2004 – 08.08.2009 tarihleri arası en son net 701,00-TL ücret aldığını belirterek, prime esas kazanç bildiriminin davalı kuruma işverence eksik bildirildiği ve davalı işveren tarafından eksik bildirilen prime esas kazançların tespitine karar verilmesini istediği görülmüştür.
Mahkemece,davanın kabulü ile; davacının kuruma bildirilmesi gereken prime esas kazançlarının;27.04.2004-01.07.2004 tarihleri arası aylık net 570,60 TL, 01.07.2004-01.01.2005 tarihleri arası aylık net 532,98 TL, 01.01.2005-01.01.2006 tarihleri arası aylık net 586,44 TL, 01.01.2006-01.01.2007 tarihleri arası aylık net 637,20 TL, 01.01.2007-01.07.2007 tarihleri arası aylık net 675,00 TL, 01.07.2007-01.01.2008 tarihleri arası aylık net 702,00 TL, 01.01.2008-01.07.2008 tarihleri arası aylık net 730,08 TL, 01.07.2008-01.01.2009 tarihleri arası aylık net 766,44 TL, 01.01.2009-01.07.2009 tarihleri arası aylık net 799,20 TL, 01.07.2009-08.07.2009 tarihleri arası aylık net 989,65 TL olacağının tespitine dair, karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, 01.07.2007 tarihinden sonra kabule konu olan prime esas kazanç tutarının, davacının talebinin üzerinde olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ücretin tespiti yaklaşımı isabetsiz olup, buna yönelik kurulan hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararı gözetilerek, yeterli ve gerekli bir araştırmayla (özellikle imzalı ücret bordroları, ücret ödemeye dair banka dekontları, diğer ödeme belgeleri v.s celbedilerek) ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle karar tesisi isabetsizdir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/20350, K. 2013/24097, 10 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama