KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/714 E., 2013/24396 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 2011/27-2012/1078
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Asıl dava, hak sahibi konumunda yer alan davalıya bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla kesilmesi nedeniyle yersiz olarak yapıldığı iddia edilen sağlık yardımının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali davası, birleşen dava ise yersiz ödendiği iddia edilen aylığın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Dr. ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında verilen boşanma kararı kesinleşen davacıya, iştirakçi babası üzerinden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının/gelirinin, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemle kesilerek, 01.10.2008-30.11.2009 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar/gelirler yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı,
davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer
adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli,
boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları yerde görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda, müfettiş raporunda dinlenen muhtar ...'nun beyanında davalının eski eşinin "Karataş Mahallesi Kuyulu sokak"da oturmadığını beyan ettiği, yargılama sırasında ise anılan tutanakta ifadesinin yanlış olarak yazıldığını ve eski eşin bu adreste oturduğunu beyan ettiği, müfettiş tutanağında dinlendiği belirtilen diğer mahalle muhtarı Yaşar Çakmak'ın ise müfettişe verdiği ifadede, davalı ve eski eşinin "Muallim Rıfat Bilge Mahallesinde" birlikte yaşadıklarını beyan ettiği ve yargılama sürecinde dinlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, öncelikle müfettiş tutanağının ekinde yer alan beyanlar celbedilmeli, mahalle muhtarı Yaşar Çakmak ve çelişkiyi giderebilecek diğer tanıklar ve gerekirse tutanak mümzileri dinlenmeli, tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak neticeye göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/714, K. 2013/24396, 13 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama