KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/19146 E., 2017/7024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2017
Karar Metni
787 kelime·4 dk okuma
......
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 16.02.2008 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan Kurum zararının davalılardan teselsül hükümlerine dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 26/2. maddesi ve 2918 sayılı Yasa olup mahkemece, davalılardan trafik kazasına neden olan araç sürücüsü ...’ ün olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, diğer davalı ...’ ün araç sahibi olması nedeniyle 2918 sayılı Trafik Kanununun 85. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğu bulunduğu, söz konusu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde Kuruma karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiş, sigortalının işverenleri ......nin olayın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı tespiti ile karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili Kurum tarafından sigortalıya 110.544,55 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 11.147,81 TL geçici işgöremezlik ödeneği ödendiğini belirterek toplam Kurum zararı 121.692,36 TL’dan fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL’nın gelirlerin onay,
./...
masrafların ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında davacı vekili tarafından ıslah talebinde bulunulmadığı halde mahkemece hatalı değerlendirme yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek 121.692,36 TL' ya hükmedilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 26. maddesi uyarınca “hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.” Bu nedenle, eldeki davada davacının ıslah talebi olmadığı halde, talepten fazlasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihidir. Mahkemece bu ilkeler karşısında faize; onay, sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, davacı Kurum tarafından dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmasına rağmen kararda faize hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davalı ... yönünden faiz başlangıcı ise; ilgililerce gerekli belgeler eklenerek 2918 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 26.7.2007 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Güvence Hesabı Yönetmeliği'nde öngörülen şekilde başvurulduğu halde 8 iş günü içerisinde ödeme yapılmamışsa 8 iş günlük sürenin sonunda temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Hiç başvurulmamış ya da gerekli belgeler eklenmeksizin başvurulmuş ise sigorta şirketinin temerrüdünden söz edilemez. Bu durumda faiz başlangıcının, şirkete karşı girişilen icra takip tarihi, ya da takibe girişilmeden dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
Dosya kapsamına göre, sigorta şirketi yönünden davadan önce temerrüde düşürüldüğünü gösterir belge sunulmadığı ve bu nedenle dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeksizin faize hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
..........
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/19146, K. 2017/7024, 18 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama