KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/25205 E., 2018/2630 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Dava, yaşlılık aylığına konulan haczin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçilmesi için ödeme emrinin kesinleşmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, haczin dayandığı ödeme emrinin 15.12.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 17.12.2011 tarihinde kuruma itiraz ettiği, kurumun itirazı red yazısının davacıya 18.01.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 21.05.2012 tarihinde haczin kaldırılması için itirazda bulunduğu, kurum red yazısından sonra davanın açıldığı anlaşılmış olup, kurum red yazısının tebliğ edildiği 18.01.2012 tarihinden sonra 7 gün içerisinde dava açılmadığı için söz konusu ödeme emrinin kesinleştiği belirgin olduğundan, işbu davada ödeme emri kesinleştiğinden bahisle red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hak düşürücü süreden red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/25205, K. 2018/2630, 27 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama